Önemli olan boyu değil
Televizyonda haberleri son zamanlarda pek de dikkat etmeden izliyorum. Günlerce evet/hayır bayrakları sallayan bir kalabalık önünde elinde mikrofonla konuşma yapan bir lider görüntüsü izlediğinizde artık ne dendiğiyle pek ilgilenmemeye başlıyorsunuz.
Yine böyle bir günde akşam haberlerinde Başbakanı konuşurken gördüğümde içimde ayrıca bir his oluşmamıştı. Ta ki Başbakan o gür sesiyle “Önemli olan boy değil!” diye bağırana kadar. Bir anda yüzüme hafif bir gülümseme gelmiş ve o saliselik anda içimden “acaba devamı gelir mi?” diye düşünmüştüm. Beklentim siyasi tarihimizde pek çok örneği bulunan “gaf”lardan birini bulmaktı. Lafın devamını getirmeden önce söyliyeyim, gaf sözcüğünü tırnak içine almamın nedeni eğer ki cümle “önemli olan işlevi işlevi!” diye bitseydi medyanın bir kısmı ne söyleyeceğini bilemeyecek bir kısmı da seviyenin iyice düştüğünden dem vuracaktı. Oysa ben aksine cümle böyle bitseydi bu gereksiz çocukça atışmada zeki, ince bir espri bulmuş olacaktım. Belden aşağı bir şaka olmasının bir önemi yok, Turgut Özal’ın zamanında Erdal İnönü’ye söylediği “Onlar küçük Turgut’la uğraşsınlar” lafı kadar bayağı olmasın yeter.
Pek çoğumuzun bildiği gibi cümle “Önemli olan soy soy!” diye bitti. Açıkçası siyasi demeçler tarihimizde bir “gaf” yerine bir skandal ortaya çıktı. Günlerce toplumun çeşitli kesimlerinde ‘Kürt Açılımı’nı anlatmak için toplantılar yapan Tayyip Erdoğan neden böyle bir söz söyledi kim bilir? Soy kavramını boyla kafiye için kullanmadığına hiç şüphe yok. Üstelik bu laf Zaman Gazetesi’nin doldur boşalt haberlerinden birinde bahsettiği gibi ‘isyanlarıyla meşhur’ Dersim Bölgesi’nden birine olunca daha da bir anlam kazanıyor. Diyelim ki Başbakan bu sözü Kılıçdaroğlu’nun Kürt veya Alevi olup olmamasıyla ilgili değil de halk arasında pek kötü bir tabir olan kızılına söylenen “soysuz” manasında söyledi. Bunun bile kaçınılması gereken bir söylem olduğunun farkında olacak kadar deneyimli değil mi sayın Başbakan?
Bilindiği gibi politikacıların konuşmaları nadiren kendileri tarafından yazılır. Söylemeye gerek yok, bunun için özel danışmanları, konuşma yazarları vardır. Bu durumda ya sivri akıllı bir danışman bunu kafiyeli, kalabalığı coşturucu bir cümle olarak düşündü ve bu ‘orijinal’ deyişi konuşmaya dahil etti -ki bu durumda Başbakan’ın da onayından geçti- , ya da Başbakan metnin dışına çıkıp anlık bir doğaçlama yaptı. İki durumda da sorumlunun kim olduğunu belirtmeme gerek yok sanırım. Beni en çok şaşırtan olayın medyada “boy/soy polemiği” gibi bir başlıkla ortaya çıkması oldu. Böyle örnekleri sevmem ama sözgelimi buna benzer bir olay herhangi bir gelişmiş memlekette cereyan etse basın bunun günlerce peşini bırakmaz manşetlerden indirmez ve lafı eden ya istifa etmek ya da özür dilemek zorunda kalırdı. İkinci olarak lafın muhatabı olan Kılıçdaroğlu’nun “İstersen soyumuzu da araştıralım ben orada da kendime güvenirim” mealindeki cevabı geldi. Zaten ‘soyunu’ bir yandan Hz. Muhammed’e bir yandan Orta Asya’ya dayandırmakla uğraşan Kılıçdaroğlu’ndan cevaben zarif bir hamle beklemek anlamsız olurdu.
Lafı uzatmanın gerği yok. Politikacıların gerçekten düşündükleriyle halka söyledikleri arasındaki açının büyüklüğü ve genelde sarkacın halkın hoşuna giden laflara doğru kaydığının zaten bilinmekte. Bu demek oluyor ki ne kadar açılırsak açılalım halkımız hala “soylu” olma durumuna önem veriyor. Bilemiyorum belki de Türk Soyunu Koruma Kanunu da gerekli görülüyor ki hala duruyor. Bunlar üzücü şeyler, gönül ister ki Başbakan duruma açıklık getirsin, söylediğini hangi bağlamda söylediğini veya ne kadar istemeden ileri gittiğini. Fakat yine ne yazıkki ben şu ana kadar bu doğrultuda bir beyan göremedim. Bu hengamede Başbakanımızın boyunun 1,85 m olduğunu da öğrenmiş olduk. Çok bariz bir bitiriş cümlesi aklıma geliyor ama kullanmayacağım.



Çok düzeyli ve politize olmadan durumu güzel özetlemişsiniz. Bir de Türkiye’de siyasetin akıl işi olmadığını gördük bu atışmalar sayesinde. Yani bu kadar ağır bir ‘SOY’ sözüne girişilmesine rağmen kimsenin sözün ağır hakaret içeriğine dikkat etmemesi düşündürücü. Ayrıca, kim ne kadar açılım yaparsa yapsın; Türkiye’de Kürtler + Aleviler + Komünistler + Eşcinseller + Savaş Karşıtları ve bilumum antin kuntin kesim sevilmez. Yani sözde hoşgörülü ama özde gayet ırkçı bi yapımız var bugünlerde. Tarihsel boyutunu bilmiyorum.
Bizde hiçbir için “önemli olan boyu değil”… Hatta işlevi de değil… Israrla, özellikle siyasette, önemli olan tek şey ne dediğin, nasıl dediğin… Kimsenin kimin ne yaptığıyla ilgilendiği falan yok. Laftan öteye geçme gayreti çok az.
Sözde demokratikleşen, aslında nefret ve ayrımcılığı artan bir toplumdayız. Antisemitizm insanlık suçu diyen başbakan, önemli olan soy diyerek ne yapıyor? Dini siyasete alet etmeyeceğiz diyip kendi soyunu dini etmenlere bağlamaya çalışan Kılıçdaroğlu ne yapıyor? 1000 yıllık kardeşlik diyip doğuya verilecek en ufak hak için bile isyan eden MHP ne yapıyor?
Herşey lafta… Hepsi bir yana, yazıyı pek beğendim. Eline sağlık.
Başbakan bu lafı etti, maalesef arada prompterdan kaçırınca gözlerini bazı garip sözler söyllmişliği zaten vardı. Bence burada olan olay skandal boyutundadır. Medyada yer verilmediğini zaten yazmışsınız. Burada da medyamızın ne derece yeterli olduğu sorusu akla geliyor. Şunu da üzülerek gördüm ki AKPli birisi de çıkıp “olmadı, yakışmadı” diyemedi.
İstifa etme müessesesi zaten bizde çalışan bir şey değil. Neresinden baksak üzücü ama medya görmezden gelerek yeterince konuşulmasını engelleyecek. Burada Kılıçdaroğlu’nun verdiği kötü cevap da etkili. Daha akıllıca olsa, belki konu böylece kapatılamazdı.
Şimdi hangi soydan olanlar Evet, hangileri Hayır atmalı açıklanırsa zihinler aydnlanır.