Neyi Oylayacağız?
07.07.2010 Perşembe günü Anayasa Mahkemesi rutin hukuk ihlallerine bir yenisini daha ekledi. Sadece şekil yönünden inceleme yetkisi olduğu halde esasa girerek anayasayı bir kez daha çiğnedi. Kararda, gerekçeside trajikomik.
Aslında Anayasa Mahkemesi’nin bu hukuk ihlaline birçok demokrat gibi bende “olsun bunada şükür” diyerek tepki verdim. Bu tepki, tam anlamıyla demokrasinin yerleştiği ve sivil iradenin hâkim olduğu bir ülkede yaşansaydı, şüphesiz çok daha farklı olurdu. Ancak varolduğu günden bu yana anayasa, hukuk ve demokrasi adına utanç verici kararlar veren, her defasında yetki gaspında bulunan bir mahkemeye tavır alırken o kadarda demokrat olamıyorsunuz. Değerlerinizden, doğrularınızdan ve vicdanınızdan biraz olsun taviz veriyorsunuz. “Olsun bu da bir aşama, sivil iradenin tam anlamıyla hâkim olacağı günler umuduyla” diyerek kendinizi teselli ediyorsunuz.
Ama telaşa mahal yok. Yakında tüm bu sıkıntılar bitecek.
Anayasa Mahkemesi’nin 367 hurafesinde, başörtüsü ve parti kapatma kararlarında ki hoyrat tutumunu bu kararda gösterememeside bu sıkıntıların biteceğine işaret. Öyle ki; statükocular tarafından Anayasa Mahkemesi ve HSYK’nın yapısına ilişkin değişikliğin tümden iptal edilmesi beklenirken, ana çatıya dokunulmadan kısmi bir iptalin olması ne CHP, MHP, BDP’yi ne de Yargıtay ve HSYK üyelerini memnun etti. Kısmi iptaller olsa da AYM bu kararıyla referanduma gidecek paketin hem şeklen hem de esasen anayasaya aykırı olmadığına karar verdi.
Bu karar statükonun eski gücünde olmadığının açık göstergesi.
Her ne kadar kısmi iptallerle demokrasi yara alsa ve bu anayasa değişikliği demokrasi açısından eksiklikler içersede, bu süreç Türkiye’de tabulaşmış sistemi büyük ölçüde kırdı.
Şimdi artık söz millette. Kader bize, 12 Eylül 1980’in 30. Yıldönümünde Türkiye’deki dinamikleri tersine çevirme şansı sunuyor. Halkın bu anayasa değişikliğini onaylamasıyla Türkiye’de asker ve yargı vesayetinin kolu kanadı kırılmış olacak.
Tabi gücünü halktan değilde vesayetçi yapılardan alan partiler bu anayasa değişikliğini şimdiden güven oylamasına çevirme gayretine girdiler. Bu anlayış, değişiklik paketiyle ilgili muhalif duruşlarının halkta yaratacağı etkiye güvenmediklerinden kaynaklanıyor. Bu oylamayı, hükümet için güven oylamasına çevirip çok önemli maddelerin üstünü örtme çabası da bu yüzden.
CHP ve MHP’nin “iktidar bu değişiklik paketiyle yargıyı AKP yargısı haline getirmek istiyor” söylemide ya cehaletten ya da art niyetten kaynaklanıyor.
Batıda ve çağdaş demokrasilerde gerek HSYK’ya gerekse AYM’ye üye seçiminde parlamentonun etkisinin ne kadar fazla olduğunu bilmemekten kaynaklanıyor. Yazımın bir bölümünde ki “bu değişiklik paketi demokrasi açısından yetersiz” demem tamda bu noktadan kaynaklanıyor. Bu anayasa değişikliği halkın desteğiyle kabul olsa dahi HSYK’ya meclis üye atayamayacak ve AYM’ ye sadece 2 üye seçebilecek. Yani denildiği gibi iktidarın ve meclisin yargı üzerindeki etkisi artmıyor. Hükümet, HSYK ve AYM’ye üye seçiminde, meclisin yetkisinin artmasını istediği halde uzlaşma adına kararlı bir duruş göstermedi ve meclisin yetkisini bu değişiklik paketinde sınırlı tuttu. Batıda, muhalefet iktidarın daha demokratik ve cesur adımlar atma noktasındaki kamçılayıcı gücü olurken, bizde aksine engelleyici bir rol alıyor.
Şüphesiz bu değişiklik paketi daha demokratik bir yargı ve hukuksal düzene geçmek için bir adım.
Her türlü can sıkıcı, antidemokratik müdahale ve söylemlere rağmen gelecek günler için bir umut.
İşte biz bu “umudu” oylayacağız. Çağdaş demokratik kriterleri benimsemiş, yargısı ve ordusuyla kurumsallaşmış bir Türkiye hayaliyle yarınlar için umutlanmak, bu pakete “EVET” demekten geçiyor.
İşin esası, “AK Parti’yi değil statükoyu ve onun faşizan hukuk anlayışını” oylayacağız.






“Cumhuriyet Halk Partisinin anayasaya müracaatı anayasaya aykırıdır.
Anayasa Mahkemesinin bu müracaatı kabul etmiş olması da anayasaya aykırıdır.
Bu kabul sonrasında Anayasa Mahkemesinin şekil denetimini geçerek esastan bu değişiklikleri incelemeye almış olması da aynı şekilde Anayasaya Mahkemesinin esas denetimi yapamayacağı kuralına apaçık bir aykırılıktır.
Yani Anayasa mahkemesinin vermiş olduğu karar zincirleme bir şekilde Anayasaya aykırılıkları bünyesinde barındıran bir karar olarak şekillenmiştir.” Suat Kılıç
Ancak sizin de yazınızda belirttiğiniz gibi her ne olursa olsun bu demokratikleşme için büyük bir adımdır. Türkiye’nin demokratikleşmeye ihtiyacı vardır ve bu anayasa paketi büyük ölçüde bu eksikliği gidermeye yöneliktir.
Anayasa mahkemesinin daha öncelerde yaptığını bu sefer yapamaması yani; Ana muhalefet mahkemesi gibi davranamamasının sebebi halktan, barolardan ve sizil toplum örgütlerinden alenen uyarı almasıdır. Bence halk referanduma gitme hakkını tırnaklarıyla elde ettiği gibi referandum sonucunda da istediğini almayı başaracaktır. Halkımızın sağ duyusuna güveniyorum.
Emeğinize sağlık.
mhp liler hiçmi düşünmüyorlar acaba pkk ve bdp referanduma niye karşıdılar hiçmi düşünmüyorlar.bahçeliyi anlarız ama gerçek ülkücüleri anlamaktan zorlanıyorum.çünkü pkk bu ülkede huzur istemiyor huzurun olduğu yerde terör olurmu?lütfen bu oyunları hep birlikte 12 eylül 2010 da bozalım tüm vatan ve din düşmanlarına rağmen referandum %70 evet çıkacaktır allahın izniyle.
lütfen herkes halka gerçekleri anlatsın halk gerçekleri bilmese yazık olur referandum bana göre genel seçim kadar önemlidır.deccal apo,pkk ve bdp niçin hayır diyorlar çünkü onlarda başkalarına uaşklık yaptıkları için ordan emir aldıkları için hayır diyorlar.peki mhp ve chp onlarda başka yerlerde emir alıyorlar.terör biterse mhp de biter başka nasıl siyeset yapacaklarki ancak kan üzerinde siyaset yaparlar.siz 40 yıldır mhp nın bir eserini bu ülkede görmüşmüsünüz göremesınız çünkü yoktur tek bir eseri vardır oda pkk dır
keşke özellikle genç kesimi olmak üzere mhplilerde bu söylediklerinizi idrak edebilse..
bunların neden birbirine kenetlenip cansiperane bir şekilde hayır dediklerini halk artık idrak edemiyorsa ne kadar anlatsak boş.
görünen köy kılavuz istemez sonuçta. Köy meydanda halkın görüp görmemesine kaldık..
Bu bir Anayasa oylamasıdır. Anayasa bir milletin, o milletin devletinin iskeletidir. Dolayısıyla bu oylamaya
“AK Parti’nin anayasasını istemiyoruz!” diyip Hayır demek de
“Statükoculara cevap olsun!” diye Evet demek de aynı dar görüşlü yaklaşımdır.
Neyi Oylayacağız sorusunun cevabı, paketin içindeki maddeleri okuyup, doğru bildiğimiz şekilde oylamak olmalıdır.
Paketin içinde doğrular da yanlışlar da var. Bunu herkes kabul ediyor. Burada önemli olan herkesin kendince doğrularla yanlışları tartıp biçip son kararına göre oy vermesidir.
Anayasa futbol anketi değildir.
İnsanlar takım tutar gibi parti tutmaya devam ettiği müddetçe futbol anketlerinden hiç bir farkı olacağını sanmıyorum bu meselenin. Ak partililer en azından Ak partili oldukları için bile evet diyecekler ancak geriye kalan bütünün sırf Ak Parti ye inat olsun diye hayır deyip hem kendi geleceklerini hem de topyekün milletin geleceğini tehlikeye atacak olmaları ihtimali çok can sıkıcı.
Tabi gönül isterdi sizin dediğiniz gibi olsun. Ak partili ya da başka partili herkes maddeleri okuyup ona göre karar versin ama böyle önemli bir meselede gerçekçi olmaktan başka çaremiz yok gibi.
Bu noktada size bir şey sormak istiyorum. Yani gerçekten böyle bir değişiklik zinciri oluşturup halka giderim dayatması bir hükümetin yapması gereken midir? Yani maddeleri benim tartma olasılığım yok. Yani maddeleri değerlendirsem bile şu madde iyi bu madde kötü diye oy veremeyeceğim nasıl olsa. Sert ve evet ne yazık ki nedensiz muhalefet eden CHP olsa bile, hükümet en kolay yola gidip “en doğrusunu halk bilir” “halka sormaya utanıyorlar” gibi popülist söylemlerle işi futbol anketine dönüştürmedi mi? Siyaset akıl işi değil at koşturma işi herhalde herkes kendi işine geleni seçiyor. Bence AKP’nin kolaycı ve hiç de demokrat olmayan referandum sevdalısı yönü de aynen CHP’nin nedensiz muhalefeti AYM’nin acayip sınır tanımayan kararları gibi sorgulanmalıdır. Her demokrat benim diyen de alıp yürümesin.
bana kalırsa halkı fazlasıyla küçümsüyorsunuz. Bahsettiğiniz halk demokrasiyi de özgürlüğüde dişiyle tırnağıyla kazanmış defalarca fikir çatışmalarına girmiş siyaseti seven ve sandıkta vereceği tepkiyi çok iyi kestirebilen bir halktır.
1982 de halk anayasaya neredeyse şeffaf sayılacak zarfların içine ya kırmızı ya da mavi kağıt atarak asker ve jandarma eşliğinde oy vermişti. yani evet mi hayır mı atığın bir şekilde belli olacaktı ve darbe yönetimin etkisinde olduğun zamanlarda baskı altında atıyordun o oyları.
yani halk istemediği bir anayasayı baskı altında adı demokrasi denerek oylamaya zorlandı ve tam 30 senedir bununla yaşıyor. Bence seçimlerin tarihimizde yüz karası olan 12 Eylül günüde tekrarlanması kaderin bir cilvesi. ben cıkacak sonuç ne olursa olsun halkın sağ duyusuna güveniyorum.
ve inanın sizin neden halk oylamasını küçümsediğinizi zerre kadar anlamış değilim ve anlayacağımı da sanmıyorum… eğer oy verecek ya da desteklediğiniz partiyi bu kadar cansiperhane şekilde savunacak kadar siyasetle ilgileniyorsanız biraz araştırma biraz anayasanın şimdi ki ve değiştirilmek istenen maddelerinin ne olduğunu okumakla meselenin ne olduğunu anlayabilirsiniz.
anlamak için çaba göstermediğiniz kafa yormadığınız, yormaya gerek bile duymadığınız bir ko nu hakkında burada gelip ahkam kesmeniz hiç hoş bir davranış değil.
Ben şahsen yazarı da yorum yapan sema adlı arkadaşı da tanıoyrum. hepimiz gün gelip yemeyi içmeyi unutacak kadar memleket meselelerini düşünen insanlarız. o yüzden yaptığınız emeğe saygısızlıktan başka bir şey değil.
konu nasıl oldu da emeğe saygısızlığa geldi anlamadım. Siz rahat olun ben de biliyorum maddeleri falan filan değişiklikleri araştırdım biliyorum. Ama burada heyyo demokrasi, demokrasi geliyor, EVET EVET, tu kaka AYM şeklinde yorum yapmayınca yorumdan sayılmıyor mu? Benim fikrimnet: Referandumun “halka sorarım dayatması” olduğu yönünde ve AKP’nin demokrat kimliğine zerre güvenmiyorum.
kusura bakmayın ama “Onlar YANLIŞ diyor ben de onlara güveniyorum. Çünkü ben mühendisim . Hukuktan anlamam. Anayasadan anlamam. HSYK’dan anlamam.” cümleleri size ait değil sanırım:S
Şimdi de maddeleri araştırdım okudum biliyorum diyorsunuz. hem kendinizle çelişiyorsunuz hem de maddeleri okusaydınız yaklaşımınızın böyle olmayacağına adım gibi eminim.
Neyse siz kendinize bir saf seçmişsiniz. Sizi kınamıyor ya da eleştirmiyorum. herkes istediği davaya inanmakta ve desteklemekte özgürdür. ancak siz bir partiye körü körüne bağlısınız ve onlar ne derse doğrudur modundasınız diye bizim de öyle insanlar olduğumuzu sanıyorsunuz. biz öyle insanlar değiliz partimizin ak dediği ak kara dediği kara diye düşünmeden karşımıza sunulan alternatifleri değerlendirmeye çalışıp yeri geldi mi eleştirmeyi ya da karşı koymayı da biliyoruz.
Benim kızgınlığım herkesi kendiniz gibi görüp öyle yorum yapmanız. Bir daha ki yorumlarınız da bunlara dikkat ederseniz sevinirim.
Siz CHP yi destekliyor olabilirsiniz biz Ak partiyi destekliyor olabiliriz ama amaç burada meydan savaşı yapmak değil fikir paylaşmaktır. O yüzden CHP yi desteklemeyen kimselere karşı daha nazik olmanızı rica etmek zorunda kaldım sizden.
Her AK Parti karşıtını CHPli sanarak aynen dediğiniz gibi “siz bir partiye körü körüne bağlısınız ve onlar ne derse doğrudur modundasınız diye bizim de öyle insanlar olduğumuzu sanıyorsunuz.”
Referandum demokrasi demek değildir, bu konuda darkeverest’e katılıyorum. Herkesin işini yapması gerekir. Halkın işi anayasaya karar vermek değil, o yetkiyi güvendiği kişilere vermektir. Bu da meclisten başka bir yer değil.
beyefendi bence önce arkadaşın yazdıklarını okuyun ondan sonra benim yazıma yorum yapın.
“Çünkü ben ülkeyi yönetme görevini temsilen onlara verdim onlar da benim yerime düşünüyorlar. Tek bildiğim şey var o da CHP’ye güvenmek.” diyen kendisidir.
bana göre referandum demokrasidir. Eğer mecliste halkın temsil ettiği taban tabana zıt kişiler bu mesele hakkında uzlaşamıyorlarsa kendilerini mecliste karşı karşıya getiren halkın son noktayı koymasını istemekten başka çare yoktur.
Bu meselenin çözümü için başka ve daha demokratik bir çözümünüz varsa dinlemek isterim tabi.
ama ben; 12 Eylül 1980 darbesinde “ASKERİN AYAK SESLERİ” duyulduktan sonra, 12 Eylül 2010 da “MİLLETİN AYAK SESLERİ” nin duyulacak olmasından son derece memnunum.
Referandum (latince referendum) genelde anayasa değişikliği, yasaların kabulu ve ya çok önemli meselelerde halkın iradesini belirlemek amacıyla yapılan oylamadır. Referandumda halkın iradesi idareye doğrudan doğruya yansımakta olup doğrudan demokrasi’nin güzel bir örneğidir. Temsili demokraside ise, halkın seçtiği insanlar, halkın iradesini yansıtmaya çalışmaktadır. Türkiye’de çok az uygulanan referandum, gelişmiş ülkelerde sık sık uygulanır.
http://www.referandum.org/
ben kendimi anlatamıyorum galiba. yani ben maddeleri okudum değerlendirdim ama bunu işsizlikten güçsüzlükten boş vaktimden yaptım. -ki ben okumuş adamım. Gerçekçi olalım. Toplumda kimse anayasaya sarılıp geceleri ağlamıyor kimse bizim güzel demokrat ülkemize ne oldu böyle diyip sızlanmıyor. AKP’nin halka soralım demesi basit bir zihniyetin sonucudur. CHP gibi aynı onun da uzlaşmaz tavrını göstermektedir. Bence gerçek demokrasi bu değildir.
<Kübra sönmez için> HSYK’dan anlamam ondan bundan anlamam şeklindeki ifadelerim hala geçerlidir. Maddeleri saatlerce değerlendirip aile bireylerine raporlar hazırlamadım. Aile içi komisyon kurup hukuk müsteşarlığı açmadım. Yani ben gidip de gudik hukuk bilgimle değelendirme yapıp referandumda en güvenilir karar benim kararımdır diyemem. Ayrıca esas herkesi kendim gibi gören ben değil sizsiniz. Sanki herkes Türkiye’de hukukla yatıp kalkıyor, anayasal fikir savaşları veriyor. Siz benden eminim daha fazla biliyorsunuzdur. Ama sadece şunu diyorum: bu Anayasa değişikliği basit bir referandum işi olmamalıdır. </Kübra sönmez için>
Ayrıca siyasal partiler benim için düşünsünler ve aktif uğraşsınlar diye vardır. Ben bir partiye oy verirken onların tüzüğüne, genel kafa yapılarına güvenir ve kanun yapma yetkisini onlara veririm. Yani bu acayip bi düşünce değil. çok basit ve doğal. Ayrıca siz kendinizi olağanüstü demokrat düşünüp taşınan biri olarak nitelendirirken beni ise KÖRÜ KÖRÜNE bağlı görüyorsunuz. Bende yorumumu herkesi HAYIR demeye çağırarak bitiriyorum. EVET demediğim için beni istediğiniz her türlü görebilirsiniz. – NOT: yorumlarımda ki esprili hava sertlik olarak anlaşılıyorsa özür dilerim. Amacım kimseyi kırmak değil.
bahsettiğiniz anayasa sözel cümlelerden oluşan ve halkın haklarından bahseden eskiden töre adını verdiğimiz sözlü hukukun yazıya dökülmüş halidir. Halkın haklarını güvence altına almış bir kitaptır. Eğer insanlar okuduğu kitabı ya da sözlü kanunlarla koyulan töreleri idrak edebiliyorlarsa anayasayı da kuşkusuz idrak edebileceklerdir.
bence halkın kendi anayasası hakkında doğru ve mantıklı kararı veremeyeceğini düşünerek halkı küçümsüyorsunuz ve açıkçası benim hoşuma gitmeyen budur.
Siz anayasanın değişmesini istemiyorsanız hayır dersiniz. Sizin gibi düşünen herkes hayır der ve olur biter. Ama bunun için halkın yetilerini küçümsemeniz ya da referandumu demokrasi dışı bir ilke olarak görmeniz anlamsız bence.
Referandum (latince referendum) genelde anayasa değişikliği, yasaların kabulu ve ya çok önemli meselelerde halkın iradesini belirlemek amacıyla yapılan oylamadır. Referandumda halkın iradesi idareye doğrudan doğruya yansımakta olup doğrudan demokrasi’nin güzel bir örneğidir. Temsili demokraside ise, halkın seçtiği insanlar, halkın iradesini yansıtmaya çalışmaktadır. Türkiye’de çok az uygulanan referandum, gelişmiş ülkelerde sık sık uygulanır.
http://www.referandum.org/
Evet çok net bir şekilde referandum kavramını küçümsüyorum ve demokratik bulmuyorum bir link verdiniz diye de referandum halkın kararının net bir şekilde ortaya konduğu bir şey olduğunu kabul etmemi de beklemeyiniz. Referandumun demokratik bir yönetm olmaıdğını düşünen bir çok hukukçu bulabilirsiniz. Burada daha fazla tartışmayacağım sizinle çünkü siz de aynı AKP tavrı ile HALKA SORMAKTAN UTANIYORLAR söyleminden öteye gidemediniz ve saldırgan tutum sergilemeye başladınız. Referandumda HAYIR diyeceğim ve eminim benim gibi birçok kişi de benim gibi düşünüp AKP’nin bu demokrasiyle dalga geçtiği bu oyununa engel olacaktır.
Kubra Sonmez, “biz öyle insanlar değiliz partimizin ak dediği ak kara dediği kara diye düşünmeden karşımıza sunulan alternatifleri değerlendirmeye çalışıp yeri geldi mi eleştirmeyi ya da karşı koymayı da biliyoruz” demissiniz.. Hic oyle gozukmuyor.. Örnegin bu sitede yazilan ve yorumlara bakarsak, 1) rengi belli olmayan ve her yone elestiri yapabilen, 2) rengi belli olan (AK parti olmayan) ve kendi destekledigi partiyi elestirebilen yazarlara ve yorumculara rastlıyoruz. Yalnız ben hic rengi belli olan (AK) ama kendi partisinin politikasini ya icraatını elestiren bir yazar/yorumcuya rastlamadım. Eğer sizin herhangi bir eleştiriniz olduysa önceden mesela, bir link geçin lütfen.. Merak ediyorum Ak parti yi destekleyen birininin partisi hakkındaki eleştirisi nasıl oluyor.
ayrıca http://www.referandum.org da cin bir arkadaşın siyasi partilere propaganda amaçlı satabilmek için uydurduğu içeriksiz bir site. Referandumun demokratik ülkelerde sık kullanılan bir yönetm olduğunu vurgulamak için daha düzgün sitelerden referans verirseniz ikna olma olasılığım artar diye düşünüyorum.
açıkçası sizin bu tutumunuzla daha fazla muhattap olabileceğimi sanmıyorum. Size dünyanın en iyi hukukçularında tescilli ıslak imzalı belge getirsem bile sizin iflah olmaz bir inadınız olduğu belli.
Ben halka güveniyorum. Siz ne derseniz deyin bu saatten sonra bir şey değişmeyecek. Halk sandıkta kararı verecek ve hepimiz gibi sizde bu kararla yaşamak zorunda kalacaksınız. Bu duruma alışmaya başlarsanız iyi ederseniz. Yoksa değiştiremeyeceğiniz bir duruma inat etmekle hayat geçmez.
Siz sandıktan hayır çıkacağına ben de evet çıkacağına inanıyorum. Referandumdan çıkacak karardan sonra tekrar görüşmek deileğiyle. Size iyi günler.
Hoşgörüsüz yüzünüzü ortaya çıkardığınız için teşekkür ederim. Alt tarafı referandumu demokratik bulmadığımı ve AKP’nin bu işi ne olursa olsun mecliste halletmiş olması gerektiğine olan inancımı belirtim.”size dünyanın en iyi hukukçularının en iyi belgelerini getirim” demişsiniz. Ben de cevaben şöyle diyorum: – Ben de getiririm. Ne ki bu şimdi ? Referandumun demokratik olmadığına inanmak suç mu? Niye ben iflah olmaz inat sahibiyim de siz değilsiniz? Ben ikna olmak zorundaydım da siz beni iyileştiremediniz mi? İşte budur AKP’nin tavrı da şu anki pseudo-demokratların tutumu da. Biz iyi düşünürüz halkı severiz, diğerleri iflah olmaz STATÜKOCU halk düşmanları. Klasik ezilmişlik ayakları. Muhalefeti halktan saymama. Çoğulculuk yerine çoğunluğun dediği olurculuk. “Biz iktidardaysak bizim gibi düşünmeyenler faşisttir”cilik. Sakin olun, sizin gibi düşünmeyenlere FAŞİST VE STATÜKOCU damgası vurarak sadece kendi dediğinizi doğru gibi gösteremezsiniz! Herkes yanlış tek AKP doğru. AYM, HSYK, CHP, MHP, BDP toptan yanlış düşünüyor ve sizin istediğiniz gibi düşünmediğiniz için de DEMOKRAT değil. AKP gibi tek işi sermayeye yaranmak olan bir partiyi de demokratik ve halkçı göstermeyin. Ref sonrası görüşmek üzere diyorum. <kişisel not>Yorumlarımdaki sert tutum biraz da fikir farkı oluşsun diye alevlidir. İyi günler.</kişisel not>
Eline saglık emre herzamanki gibi tahlil ve ifade yetenegini çok iyi kullanmışsın… Bu karardan bir gün sonra hukuk dersinde bu konuyu tartıştık, hocamızın sözlerini aynen iletmek istiyorum ; ^^Sizin oluşturduğunuz bir kurum sizi tanımıyor, bu laboratuvarda bir canavar yaratıp sonrada bununla başa çıkamamak gibi bir şey… anayasa mahkemesi anayasayı ihlal ediyor, çok komik gerçekten ama burası Türkiye söylenecek çok bir söz yok…
^^ bu yorumun üstüne sınıf bir sessizliğe boğuldu arkasındanda kahkahaya
herkes farklı bir görüşe sahip olsada anlaşılan bu konuda herkes hemfikirdi, sonuçta aklın yolu birdir…
AK Partiye güvenim sıfır. O yüzden ben de kendi güvendiğim partilerin dediklerine uyacak ve HAYIR diyeceğim. Neden? Ben AK Partiye değil, bir takım varolan durumdan memnun olan partilere güveniyorum. Onlar YANLIŞ diyor ben de onlara güveniyorum. Çünkü ben mühendisim . Hukuktan anlamam. Anayasadan anlamam. HSYK’dan anlamam. Aynen niye EVET dediklerini bilmeyecek bir çok insan gibi ben de gidip HAYIR diyeceğim. Çünkü ben ülkeyi yönetme görevini temsilen onlara verdim onlar da benim yerime düşünüyorlar. Tek bildiğim şey var o da CHP’ye güvenmek. Ayrıca bir anayasa değişikliğinde de gelip bana sormaları garip geliyor. Yani arkadaşım siz zaten onun için mecliste değil misiniz? Hükümet uzlaşmak yerine halkı ikna gücüne inanıp referanduma gitme konusunda ısrar etti. Hükümetin demokrasinden anladığı bu zaten. Soralım halka soralım! Bence demokrasi bu olmamalı yani otta bo.ta gelip bana soracaklarsa ben niye seçtim onları? BDP de referandumda katılmayın çağrısı yaptı. MHP de sanıyorum karşı -yanlış biliyorsam düzeltin-. Demek ki baya bi parti karşı aslında. Ya da süper bir ifade ile STATÜKOCU. BEn STATÜKOCU ifadesinin de yanlış kullanıldığına inanıyorum. Bence bir küfür olarak değil de varolandan memnun olarak kullanılsın. Birtakım insanlar dinci kanalcıklarda geliyorlar birbirlerine efendim bunlar statükocu diyip diyorlar. Demekki HAYIR oyum için bir neden daha ortaya çıktı. Ben bir dincinin yaptığının tam tersini yapmak zorundayım ve bununla gurur duyuyorum. Ve belirteyim ki yılların oluşturduğu STATÜKOCU kimliğimden memnunum. Bir dinci gibi harf devrimine, şapka devrimine karşı değilim. Şaka gibi hala sultan, saltanat meraklısı da değiilm. Kim ne kadar yok derse desin ben kendim tanıyorum bu tipleri. Neyse, demek istediğim birilerine sadece statükocu deyip deyip bi yere varamayız. <yazarı eleştiriyorum> Koca yazıda yazı başlığıyla ilgili bir şey göremedim. Ben zannettim ki madde değişiklikleri irdelenecek. Halbuse demokrasi gelecek de geliyor ha geldi yaşasın lanet olsun bu statükculara EVET demeye gidiyoruz gibisinden başka bi şey göremedim yazıda. </yazarı eleştiriyorum> Neyse, yorumu okuduğunuz için teşekkürler ne diyeyim.
ben anysa degişikligine HAYIR diyecegim cünkü insan haklarına dair hiçbir ibare yok ayrıca insanları bilgilendirmiyorlar , ben 2 dönem ak partiye oy verdim yine veriririm ama yapılan bazı hksızlıkları görmezden geliyorlar,belki sayın başbakan yada yardımcılarının haberir yoktur ama kadrolaşma yapıp diger gariban insanların ekmeklerini elindewn alıyorlar örnegin kocaeli büyük şehir belediyesi,örnek belde aş,örnek isu,örnek izgaz buralara alıan personeller nasıl alınıyor işsizlik almıs basını gidiyor bide terör bunlar bitmeden anayasamı lazımdı türkiyeyeye ayrıca yeni anayasada TÜRBAN yasagıyla ilgili bir ibarede yok bu yeni anaysa önce insanlar bilgilendirilsin….
Aşağıdaki maddelerin çoğu insan haklarıyla alakalıdır.
Madde (1): Anayasanın kanun önünde eşitlik başlıklı 10. maddesinde değişiklik yapılıyor. Maddenin, kadınlar ve erkekler eşik hakları sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür şeklindeki 2. maddesine bu maksatla alınacak tedbirler, eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. Çocuklar, yaşlılar ve engelliler, gibi özel süratle korunması gerekenler için alınacak tedbirler, eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz hükümleri ekleniyor.
Madde (2): Anayasanın, özel hayatın gizliliği başlıklı 20. maddesinde değişiklik yapılıyor. Maddeye, Herkes kendisi ile ilgili kişisel verilerin korunmasına isteme hakkına sahiptir. Bu hak, kişinin kendisi ile ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızası ile işlenebilir hükmü ekleniyor.
Madde (3): Anayasanın seyahat hürriyeti başlıklı 23. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle ve hakim kararına bağlı olarak sınırlandırabilecek.
Madde (4): Anayasanın Ailenin korunması başlıklı 41. maddesinde değişiklik yapılıyor. Maddenin başlığı, ailenin korunması ve çocuk hakları şeklinde değiştiriliyor, maddeye, çocukların korunması konusunda hükümler ekleniyor. Maddeye eklenen hüküm şöyle: Her çocuk, yeterli himaye ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça ana ve babası ile kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, çocuk istismarı, cinsellik ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.
Madde (5): Anayasanın, toplu iş sözleşmesi hakkı başlığını taşıyan 53. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, memurlara ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı tanınıyor.
bunun dıdşında başörtüsü memleketimizde kanayan bir yaradır. Ak parti bu durumu düzeltmek istediğin de malesef kapatma davasına konu olmuştur.
http://www.stargazete.com/gazete/yazar/samil-tayyar/chp-ye-oy-vermezsem-namerdim-274306.htm
linkteki yazıyı okursanız bu sorunun çözümünün aslında ne kadar basit olduğunu sizde anlarsınız diye düşünüyorum.
AKP gerçekten bu “çoğu insan hakları ile ilgili” maddeleri ile ilgili değişklik yapmak istiyor olsaydı sadece bu maddeler üzerinde uzlaşma sağlardı. Ne CHP ne başkası bu konuda muhalefet yapamazdı ve bu maddeler değişirdi. Ayrıca bu taslakta yer alamayıp değişmesi gereken birçok madde de anayasamızda yer almakta. Ancak AKP her zaman yaptığı gibi bu taslağı asıl gündemi olan tüm kuvvetleri elinde toplama amacına yönelik maddelerle birlikte paketlemiştir. Hepimiz biliyoruz, numara yapmanın alemi yok, bu referandumun tartışmalı kısmı ve AKP’ nin bunu gerçekte geçirmek istemesinin nedeni pozitif ayrımcılık veya haberleşme hürriyeti falan değil. Bu partinin bir belediye başkanı kuma alınması önermiştir, bu partinin iktidarı döneminde haberleşme hürriyeti ihlali ayyuka çıkmıştır, tutukluluk halinin cezalandırma ve göz korkutma için kullanılması olağan bir olay olmuştur. Gözünüzü iyi açın, sonuçta her yasa gibi anayasa sadece uygulanabilirse etkindir. AKP tek parti iktidarını tek parti diktasına dönüştürdüğünde ve kendisini denetleyecek herhangibir anayasal kurum kalmadığında anayasadaki eşitlikçi maddenin size hiçbir faydası olmayacak. Bu yapılan rötüşlarla 12 Eylül’de 19080 deki 12 Eylül ile başlayan süreç amacına ulaşacaktır.
Benim anlamadığım her demokratik sistemde olduğu gibi anayasanın hazırlanma aşamasında halka güvenip, sivil toplum örgütlerinin (muhalefet demiyorum bile-o derece olgunluk asla beklemedim) görüşlerini almaktan çekinen ya da sadece görüşleri belli olan sivil toplum örgütlerinin fikirlerini alanlar şimdi “halk halk” diye coşturmuşlar. Madem halk bu kadar önemliydi bu maddeler hazırlanırken halka gidilseydi demokratik bir tavır olurdu. He şimdi maddeler kağıda yazılmış, kimenin hayır demek istemeyeceği maddeler eklenmiş, aralara da bulanıklar yerleştirilmiş… Akıllara halk en nihayetinde şimdi geldi. Kusura bakmayın, ben bu oltayı yutmam. Saf yerine konmak ağırıma gidiyor.
[...] konusu ise daha derin. AK Parti yanlısı bir çok kişi bu konuda “Neyi Oylayacağız” yazısında değinildiği gibi bu değişiklik paketini statükoyu devirecek araç, [...]
[...] “Neyi Oylayacağız” başlıklı önceki yazımda, Türkiye’nin 12 Eylül referandum günü “AK Parti’yi değil statükoyu ve onun faşizan hukuk anlayışını” oylayacağını yazmıştım. Elbette bu yorumumu anayasa değişiklik paketinin içeriğine ve esasındaki değişmelere bakarak yapmıştım. [...]