Görmediklerimiz Duymadıklarımız Bilmediklerimiz…
FARKINDA MISINIZ?
Dünya ve Türk basınında çığrından çıkmış bir kapsül habercilik farkındalığımızı katlediyor.
Özellikle Türk basını kimin eşeğine binerse onun türküsünü öyle bir çığırıyor ki;evlere şenlik.
Gündem türban yasası,şişirme cinayet haberleri,uyduruk salgın hastalıklar,Baykal-Erdoğan-Bahçeli laf dalaşları,dizi oyuncularının çarpık ilişkileri vs ile karartılırken;el altından özelleştirmeler(petkim,telekom,tedaş,GAP…) ,ülkenin elini kolunu bağlayan ticari-siyasi anlaşmalar,BOP-GBOP stratejileri,ermeni soykırım iddiaları ile azınlıkları azdırıp iç savaş çıkarma çabaları,yine dünya ülkelerinin Lozan Antlaşmasının bitmesiyle (internete kadar düşen)yeni Türkiye ve haliyle yeni dünya haritasını oluşturma çabaları vs vs ne de kolay kaçırıldı gözümüzden…
Kömür çuvallarıyla kandırılan halk, çarkı fark eder gibi oldu bir dönem.Hemen sahneye davos oyunu koyuldu.Başbakan kahraman oluverdi.Bu gaz uzun zaman daha götürdü hükmeti.BOP eş başkanlığını göğsünü gere gere söyleyebilecek kadar da yükseklere çıkardı üstelik.
Ekonomik kriz,işsizlik,tarım ekonomisinde gerileme,başbakanın vatandaşa haksız çıkışları vs halkın canına takede dursun;AB kapısında yatıp kalkmayı görev bilen hükümet(AB zoruyla)ülke sorunlarına tabansız çözüm önerileri sunup ANAYASAYI yağmalayabildiği kadar yağmaladı.Yenilenmiş Sosyal Güvenlik Yasasıyla işçi de unutulmadı tabii.bir çok hakkı alındı elinden.İşsizlik korkusundan sesini çıkaramadı.Bu arada medya hükümetin uluslar arası parlak siyasetini bağırmakla meşguldü…
Gelişi-gidişi,Erdoğan-Obama samimiyeti,eşlerin kıyafetleri,Obama’nın sevdiği kedi gibi birkaç ayrıntı Obama’nın Türkiye ziyaretinden akılda kalanlar.Kapalı kapılar ardında Eti bank satıldı,güçlenen Rusya’ya karşı ortak bir politikanın şartları konuşuldu ama bunlar da tıpkı yeni gümrük politikamızın ayrıntıları gibi haber değeri taşımıyordu.
Şimdilerde dünya savaşa hazırlanıyor.İsrail-İran-ABD nükleer silah gerginliği zirve yaptı,Çin-Japonya-Güney Kore(yada kuzey kore-haber o kadar hızlı bir alt yazıyla geçti ki yetişemedim.internetten de başka bir habere ulaşamadım)sözüm ona ticaret antlaşmalarıyla bloklaştılar.Dünyada bunlar olurken;biz terör saldırılarıyla sindirilip,hükümetin bilmediğimiz dış politikalarıyla susturuluyoruz.
Gündemimize de sahici bir oyun koydular! MAVİ MARMARA!!!
Hükümetin kan kaybı sürerken,başbakan illa ki bir kahramanlık daha yapmalıydı.Böyle bir senaryo yazıldı , sahnelendi.Eş Başkan adeta kükreyerek restini çekti İsrail’e.İnsanların gözünde bilmem kaçıncı kez kahraman oldu.Bu uğurda birileri feda edildi ama olsun,politika böyle bir şey işte…
Ekranlarımız bu haberlerle oyalanırken;Nükleer gerginlikte büyük adımlar atıldı.Suudi Arabistan İsrail’e hava sahalarını açarak yeni dünya savaşında tarafını seçti.Biz de seçimler daha zor;Adnan mı? Behlül mü?….
Kısacası dünyanın savaşa hazırlandığı şu günlerde,halkalara ekranlar dolusu oyuncaklar verilip,zihinler zehirlenirken;hükümetler politika konuşuyorlar…
Bu arada Ergenekon tertibiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’ne iftira üstüne iftira atılarak halk gözündeki saygın imajına kapanması zaman alacak yaralar açılırken;deniz feneri davasının ayrıntılarını,dönemin maliye bakanı Kemal Unakıtan’ın tedavi bahanesiyle yurt dışına nasıl kaçırıldığını da fark edemedik.
Şimdi Türkiye’de siyaset nedir? Desek verilecek cevap;
‘Ekranda ideolojileri uğruna savaşlar verip birbirlerine giren siyasetçilerin,saman altında -küplerini doldurmak- kutsal amacında birleştikleri sömürü düzenidir.’ Olmaz mı??



Özelleştirmeler özellikle biraz aceleye geldi sanırım. Bunca sene uğraşılıp edinilen ve kar etmekte olan kurumlar stratejikliğine de bakılmadan, çok ucuza satıldı. Bu argüman bile endişelenmek için yeterli.
sadece özelleştirmeler değil ki;herşey aceleye getiriliyor bu ülkede.kimseyi uyandırmadan ne yapılırsa kar sayılıyor.fetullah okullarından çıkmış ABD sempatizanları başımızda oldukça bu hep böyle olacak işin kötüsü:(
yasemin yazının sonunda herşey açık açık belli zaten bazıları cebini doldururken kalanlar korkudan kayıtsız kalmış gibi bişey yapmalı hemde enkısa zamanda ama ney?
önce illaki eğitim,cahil halka demokrasi dersen;en azından az yiyor bu gelsin başımıza der.sonrasında da bilmiyorum ya işler arap saçı.fena yağmalandı memeleket son on yılda bir kurtuluş savaşı daha gerekebilir.durum vahim yani:(
evt bu gidişata bakınca öyle görünüyor.Bir kurtuluş savaşı daha gerekebilir.atatürk gibi adam gerek bu memlekete..baştakiler belli …:(
Ne yazık ki anlayana bu yazı, başbakan son israil çıkışıyla tavan yapmış belki de oynadığı külhanbeyi rolü ile oylarını iyice artırmıştır. Verdiği demeçlerle neredeyse savaş çıkacağını ima eden başbakan, sadece görünürde kükremiş ancak herhangi bir aksiyon alınmasını sağlamamıştır, bizim okumayan milletimiz ise hayranlığını bir kat daha artırmıştır kendisine.
O kadar klişe dolu ki yazı adeta kendi kendini yazmış. “Cahil halk” tabiri herhalde gözümden kaçtı diye bir daha okudum ama yorumlarda rastlayınca içim rahatladı.
Göz çıkarmadan kaş yapmak bu kadar zor olmasa gerek… Yazıdaki eleştirileri kısmen yerinde bulsam da winstonsmith’in de yorumunda belirttiği gibi basma kalıp söylemler satırları boşaltıyor. Bu yazı ancak yazar gibi düşünenlerin duygularını okşamaya ve belki de şişirmeye yarar. Fakat böyle düşünmeyen birini ikna edemez, ikna etmenin yakınına bile uğrayamaz bence.
Türk basınının eşeğe göre türkü okuması doğrudur fakat öte yandan kimse illa hep aynı gazeteyi okuyacak diye bir kural yok, isteyen farklı kaynaklara ulaşabilir. Burada sorun, kutuplaşmayla birlikte karşı tarafı kaale almamak. Herkes duymak istediğini dinler, okumak istediğini okursa kimse acaba demez.
Bu yazının klişeler barındırdığı konusuna hak vermekle beraber bu durumun negatif algılanmasına karşı çıkıyorum. Bilgiler içselleşemediği sürece hayatta değişiklik yaratamaz. Bir bebeğin meme için herseferinde ağlaması ne kadar klişe ise bir türlü değişmeyen düzenin problemlerine tepki göstermekte o kadar klişe sayılabilir. Bildiğim kadarıyla CIA televizyonun halk üzerindeki yönlendirici etkisi üzerine uzun süren deneyler yapmış. Propagandanın bakanlık seviyesinde kullanıldığı anglosakson kültürün hızlı bir kurstan geçirip başımıza diktiği hükümet, gündem değiştirme aracı olarak tv’yi oldukça etkili kullanıyor. Benim yazıdan çıkardığım sonuç; arada bir televizyonu kapatmayıda öğrenmemiz gerek. Sonuçta yazıya konu olan durum sadece ülkemiz için değil dünya siyasetinde geçerli bir hadise. Çok basit gibi görünen ve bu sebeple önemsemediğimiz, dile getirildiğinde klişe diyebileceğimiz şeyler aslında hayatımız ekseninde adımımızı atabileceğimiz ilk adım mesafesinde. Ve ikinci adımı atmak için ilk adımı atmak zorundasınız.. Ne kadar bilindik değilmi?
Farkındalığın azaldığı zamanlarda yaşamak ne kötü… Bir kaç farkındalık sahibine tanıklık etmek ne hoş…Olaylara ”görmeyeyim, duymayayım, aman ne olur bilmeyeyim” uzaklığından bakarken bile, zamanında tabut alamayanların türbe sahibi olması,, kulübesi olmayanların konaklarda konaklaması ne acı…
Yorumları da en az yazı kadar dikkatli okudum.. Hepimizin aynı fikre sahip çıkması elbette ki olanaksız yalnız doğrununda tek olduğu kaçınılmaz,, ”Klişe her yerde klişedir..” Halkı aslında anlatan tek şey ifade biçimidir, kullandığı dildir… Aklımızdaki o ”klişe”leşmiş durumları keşke ifade etme yetisine sahip olabilsek…
yazıyı beğenerek okudum,, kaleminize sağlık…
Çok magazinsel bir yazı olmuş , herkese oturduğu yerden atıp tutan ideolojisini tahrikkar kullanan insan kimseyi ikna edemez.
Mavi Marmara bir oyun değildir , burada bir tarih yazılmıştır.Böyle bir organizasyon fikri ilk defa İngiliz bir parlamenterden çıkmıştır.İhh bu işin sekreteryalığını üstlenmiştir.
Medyadan o kadar etkilenilmiş ki yalan haberlere kanılmış , Suudi Arabistan İşgalci İsrail devletine hava sahalarını açmalarının söz konusu olmadığını duyurdu.
Ergenekon meselesinde TSK taraflı davranmaktadır.Bu milletin en sevdiği kurum Ordudur , fakat içerdeki ergenekoncu askerler olmadığı müddetçe bu böyledir.Sabataycı mason dönemler ordu , yargı , medya , bürokrasi ve siyaset içerisine sızmışlardır.
Yanıldığınız noktalardan birisi dış politikanın medya tarafından parlatıldığı meselesidir.Bu tümüyle yanlıştır.Medya başbakanın yurtdışında yaptığı anlaşmalar ya da o ülkedeki darbeyi engelleyen konuşmalarını değil de gezdiği tarihi yerleri kahvehaneleri anlatan bir üslup takınmıştır.
Anayasa kesinlikle yağmalanmamıştır.Bu tamamen bilgisizce yapılan bir eleştiridir.Lütfen yeni anayasa maddelerini tek tek karşılaştırmalı olarak okuyunuz.
Medeniyetler çatışması tezini haklı çıkarmaya çalışan batıya karşı başbakanın medeniyetler ittifakı adına BOP eşbaşkanı olması isabetli karardır.Herkesin bir oyunu vardır.Tek taraflı düşünmek kendini küçümsemek ve kendine güvenmemektir.Türkiye Osmanlı Devletinin mürasçısıdır , hakeza anlaşmalar dada böyledir.
Başbakanı tanımayanlar Davos u bir oyun olarak göredursun , ardından yükselerek gelen israil barbarlığına karşı çıkarılan ses bunun bir oyun olmadığını göstermiştir.Buna bir oyun diyen Erbakan efradı dahil şimdi one munite bizim eserimiz demektedir.
Siyaset bilimi , politika ; sizin dediğiniz gibi böyle birşey değildir.İnsanlar yanlış uyguluyorsa bu yanlıştır.Siyaseti yanlış tanımlamanız sıkıntılıdır.
Hükümetin dış politikası çok açık ve nettir.Dışişleri bakanlığı ve Başbakanlık sitelerinden bu bilgileri edinebilirsiniz.Ayrıca her TC vatandaşının bilgi edinme hakkı vardır , verirsiniz dilekçenizi istediğiniz bilgilere erişirsiniz.
Medyanın yanlış politikaları konusunda hemfikiriz.
Yazılarınızda somut bilgiler kullanmanız ve komplike yaklaşımlardan uzak durmanız dileğiyle …
Yazının kendi içinde dayanaksız kesinmişçesine iddialarla belli ki yanlı yazılmış olması sebebiyle yazıyı eleştirmek de aslında kolay oluyor. Bu tür geniş çaplı ve esnek yazılara cevap saymak hem bir o kadar geniş kalıyor hem de aynı ölçüde desteksiz kalıyor. Bu yüzden genel olarak bir yorum yapmak sanki biraz yersiz.
Sizin yorumunuza ufak bir iki dipnot ile farklı düşündüğümü belirtmek istedim.
Suudi Arabistan İşgalci İsrail’e izin vermedi demek, Suudi Arabistan’ın onyıllardır batıya karşı tavrını da, İsrail’in “işgalci” sıfatının dünya tarafından kabul edilmeyişinin de farkında olmayan bir iddia. Haksız olduğunu demiyorum, fakat bizden başka hiç bir ülke resmen bunu bu kadar açık kimse konuşmuyor.
BOP eşbaşkanlığı konusunda ise tamamen zıt fikirdeyim. Başkalarının planlarına eşbaşkan sıfatıyla zayıf eleman olmak bence kendini küçük görmektir.
Yazdığınız bu uzunca yoruma en güzel eleştiriyi ilk cümlenizde ne güzel belirtmişsiniz, üzerine konulacak laf yok kanımca. Herşeyi siyah beyaz görmeyi herhalde bizden daha iyi beceren insanlar yok yeryüzünde. Herşeyi bir çuvala doldurmyı o kadar seviyoruz ki. Yazının yaklaşımına ne kadar karşıysam bu yorumun yaklaşımına da o kadar karşıyım. “Sabetaycı mason dönemler(dönmeler olacak herhalde) bilmemnerenin içine sızmış” demekle “şeriatçılar bizi kesmeye geliyor aptal halk da bunlara oy veriyor” demenin kırat açısından hiçbir farkı yoktur.
Yukarıdaki yazdıklarımdan ayrı olarak medeniyetler ittifakı denilen şey basbayağı medeniyetler çatışması tezinin bir önkabulüdür. Bir defa medeniyet dediğimiz şey tekdir. İçinde Arab’ın Türk’ün Müslüman’ın, Yahudi’nin, İsa’nın Musa’nın az çok birtuğlası bulunur. Özellikle ülkemiz eğer doğu ve batı diye bir ayrım varsa ki bu medeniyet bazında olamaz, bunların geçiştiği yerdedir, doğuya veya batıya ait olduğumuzu -dışarıdan veya içeriden- kim söylerse hayli iddialı bir yorumda bulunmuş olur. Hele ki bunlardan birinin sözcülüğüne soyunmak açıkça abesle iştigaldir.
slm herkese sistemi sorgulamadanmı yaşamalı bu hükümet tarafı veya şu hükümet taraftarı deyilim şunu söyleyeyimki ssk denilen kurumun kapılarında günlerce bekledimki tedavi olabilmek için şimdi herşey özel ya ne güzel hayvanlar gibi yaşatan sistem vardı ne oldudada ne deyiştide halk rahatladı insaf kiminin evinde et pişer kiminin evinde dert pişer mevkiler önemli deyil helal bu hükümete allah şahittirki ilk girdiklerinde seçime oy vermedim ama hizmetleri muhteşem kimse kimseyi kandıramaz birilerinin paralşarı olması birşeyleri deyiştirmiyor okullardaki defter kitap hastaneler özeller allah onlarla beraber
Ben ülkemizinde yaşananların, tüm az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki gelişmeler gibi dünyayı yöneten rockefeller ve rothschild ailelerinin tek amacı olan “yeni dünya düzenini kurmak” amacına hizmet ettiğini düşünüyorum. Türkiye bu oyunda sadece küçük bir oyuncudur. Ilımlı islam modeline hizmet eden bir yönetimin şu anda Türkiyenin başında olması, Türkiyenin oyundaki rolünü geçmiş dönemlere göre biraz daha önemli kılmaktadır o kadar.
Burada uzun uzun yeni dünya düzenini ve bu düzenin kıtalar, ülkeler, devletler, yönetim şekilleri, halkların inanç sistemleri bazında ne gibi değişiklikler gerektirdiğini anlatmak isterdim ama kendimi yoramayacağım. Lütfen merak eden ROCKEFELLER, ROTHSCİLD veya YENİ DÜNYA DÜZENİ kelimelerini arama motorlarına yazıp araştırsınlar. Bir günde okuyacağınız ve seyredeceğiniz videolar sayesinde dünyada olup bitenin özünü ve olacakları anlarsınız.
Ben gördüklerim okuduklarım ve algıladıklarından çıkardığım kadarı ile gelecekte değişecek Türkiye Cumhuriyeti Devleti – ırak – iran – suriye – israil ülkelerinin sınırları, yönetim şekilleri, inanç sistemleri, bu ülke sınırları içerisinde kurulması planlanan yeni Bir veya iki devlettenden sizlere bahsetmek istiyorum biraz o kadar.
Ama bu yazıyı da maalesef çıkmam gerektiği için bir başka zamana ertelemek durumunda kaldım şimdi. Kusura bakmayın.