Unuttun mu?
Aramıza katılmak için kayıt yaptıktan sonra iletisim @ fikir farki .com adresine bildirin.
Yazar Girişi

Gandi Kemal, Recep Bey’in Taktikleriyle Oynuyor

Bundan yaklaşık 10 hafta önce, ortada ne Baykal’ın kasedi, ne Kılıçdaroğlu’nun CHP başkanlığı ihtimali, ne candaş medya desteği, ne de yandaş medya karalaması varken “AKP CHP Farkı” başlığıyla bir yazı yazmış, CHP’nin muhalefet yapmayı ne kadar bilmediğinden bahsetmiştim. Yazıda AK Parti karşısında CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu hariç kimsenin muhalefet yapmayı beceremediğini, hepsinin muhalefet tavrının ne kadar aciz kaldığını kendimce anlatmıştım.

Aradan geçen 10 haftada, o gün CHP’de muhalefet yapmayı bildiğini iddia ettiğim tek isim CHP Genel Başkanı oldu.

Kemal Kılıçdaroğlu daha ilk gününden söylemi değiştirdi. Bu söylem değişimi AK Parti’nin hesaplarını bozabilir mi bilemeyiz ama fiilen anlamsız tartışmaların bile aslında zamanla dengeleri değiştirdiği kesin.

İlk atışmada Başbakan’a “Recep Bey” diye hitap etmeye başlayarak maden işçilerinin ölümünü ve sonrasındaki “kaderci” açıklamaları eleştirdi. Söylemine “Halk” ile başladı, ısrarla “halk” ile devam etti ve “halk” ile bitirdi. Geçen 7 senede “halk” demek AK Parti demekti. Bu konu Başbakan’a sorulduğunda yıllarca Deniz Baykal’a hemen her fırsatta ağzının payını bir şekil vermiş olan Erdoğan beni şaşırtan bir şekilde kaçamak cevap verdi:

Sen Başbakan’ın söylemlerine bak, sen bırak başkalarını, Başbakan ne diyor ona bak. Başbakan’ın birilerine cevap yetiştirmeye gayreti yok.

Recep Bey konusuna da aynı şekilde:

Bu soruyu geçiniz, bu tür spekülasyonların içerisine Tayyip Erdoğan’ı çekemezsiniz.

İlk atışmada Erdoğan çekimser kalmıştı.

İkinci büyük atışma ise bu hafta yaşanıyor. Erdoğan’ın İsrail’e yahudilerin 10 emrinden 6.sını hatırlatarak “Öldürmeyeceksin” sözüne Kılıçdaroğlu bana göre çok akıllı bir hamleyle atışmayı başlattı:

Evet, öldürmeyeceksin! Ama ayrıca Çalmayacaksın (8. emir) ve Yalan Söylemeyeceksin (9. emir)!

Erdoğan bu beklenmedik çıkış karşısında her zamanki “lafı çarpıtarak konuyu değiştirme” taktiğini denedi ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun İsrail ile yakından uzaktan alakası olmayan bu çıkışına “Tel Aviv’e seslendim, yanıt Keşan’dan geldi. Kılıçdaroğlu İsrail’in avukatı” diyerek eski taktiklere başvurdu.

Eskiden olsa Erdoğan’ın bu anlamsız çarpıtma cevapları bir şekil döner dolaşır Deniz Baykal’ı ezer, milletin gözünde de Erdoğan’ı tekrar yüceltirdi. Kılıçdaroğlu buna izin vermedi. Cevabında Erdoğan’ın şahsına münhasır taktiğini aynen kullandı ve aynı alakasızlıkla konuyu tekrar kendi istediği yöne çekti:

Ben halkın avukatıyım!

Erdoğan’dan yeni cevap gelmedi, ya da gelemedi. Kılıçdaroğlu bu işi iyi yaptığını farketmiş olacak ki bir sonraki cevabını da Erdoğan’ı beklemeden bugün yaptı:

İsrail’e avukat arıyorsa sağına baksın, orada Bülent Arınç’ı görecektir.

Tahminimce bu noktadan sonra cevabı önce Bülent Arınç verecektir. Ardından Erdoğan da ya konuyu kapatacak bir açıklama yapacak ya da çok genel üstünkörü bir cevapla lafı sündürüp kaynatacaktır. Ama ne olursa olsun, bu dakikadan sonra bu atışmadan da eskiden hep çıktığı şekilde bariz ezici taraf olarak çıkamayağı kesin.

Sözün özü odur ki, Baykal gitti, Kılıçdaroğlu geldi, birşey değişmedi diyenler çok büyük bir ayrıntıyı gözardı ediyorlar. Baykal’ın en büyük sorunu muhalefet yapmayı AK Parti kadar iyi becerememesiydi. Görünüş o ki, Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın alıştığından çok daha akıllı şekilde atışmasını biliyor.

Şahsen bu tür anlamsız atışmaları boş ve komik bulsam da, kabul etmek gerekiyor ki azımsanmayacak oranda seçmen, kararını aslında bu “boş” tartışmalar sonucunda veriyor.

Kabul etmek gerek. Dengeler evrimleşiyor.

Yazar:

“Gandi Kemal, Recep Bey’in Taktikleriyle Oynuyor” için 20 yorum yapılmış

  • öncelikle tebrik ederim,sonrasında kendi fikrimi de belirtmek isterim.Bana göre Kılıçdaroğlu slogan siyaseti yapıyor,manşet atıyor yada popülizm yapıyor da diyebilirsiniz.Bence tribünlere oynamaktan başka bişey yapmayan bu açıklamalar bir amigoyu yüceltebilir ama bir genel başkana faydası olmaz. Erdoğan’ı hepimiz tanıyoruz tepkilerini hamlelerini az çok tahmin edebiliyoruz ama Kılıçdaroğlu’nu ise fazla tanımıyoruz, biraz zaman geçsin Erdoğan Kılıçdaroğlu’nu tanısın,politikalarını, olaylara bakış açısınız,tavrını, tarzını öğrensin Kılıçdaroğlunu kolay sindirir..

  • mementomori:

    Tevrat’ta yer alan emirlerle ilgili tartışmalara değinen Arınç, şunları kaydetti: ”Ortada bir gerçek var. Sayın Başbakanımız, Konya’da konuşurken İsrail’in bu saldırganlığını tekrar gündeme getirdi ve İsrail’in daha iyi anlaması için Tevrat’taki bir emirden bahsederek, önce İngilizce, sonra İbranice’sini söyledi. O da ‘öldürmeyeceksin.’ Konuşan kim? Türkiye’nin başbakanı. Muhatap aldığı yer neresi? İsrail hükümeti. Şimdi doğru olarak bu soruya, bu konuşmaya cevap vermesi gerekenin İsrail tarafından birisi olması gerekmez mi? Ama çok garip bir şey oluyor. Keşan’da kalabalıkları karşısında görünce sayın Genel Başkan coşuyor, o da meğerse Tevrat’ı biliyormuş, ’9. emir de şöyle, 10. emir de böyle’ diyor. Burada bir yanlışlık var. Ben sizinle konuşuyorum ama şu dağın arkasından, bana biri bir şey söylemeye çalışıyor. Başbakan da bunu bir başka konuşmasında ‘Ben muhatap olarak Tel Aviv’i almıştım. Ama cevap Keşan’dan geldi.’ diyor. Bu bir polemiktir ama doğru bir polemiktir. Çünkü Başbakan konuşmasında Tel Aviv’i hedef alırken, sayın Kılıçdaroğlu’nun Keşan’dan sanki kendisine söylenmiş gibi bunu kabullenip, karşı cevap vermesi çok garip değil mi sizce? Herhalde, sanıyorum, mülakat sırasında bunu sormuşlar o da ‘Ben Tel Aviv’in avukatı değilim. Avukat istiyorsanız filan kişiye bakın’ demiş.”

    doğru bildiniz ufuk bey kemal kılıçdaroğlu’na bülent arınç’tan cevap geldi. Bence çok mantıklı bir cevap. Kendisine A’dan Z’ye katılıyorum. Başbakan Tel Aviv’e seslenirken onun Keşan’dan olayı kendi lehine çevirmeye çalışması ve bir propaganda haline getirmesi hem egoistliktir hem de gündemi boş yere meşgul etmektir. Bir de kendisinin ima etmeye çalışıtığı şeye karşılık “dinime söven müslüman olsa” tabirini kullanmak yerinde olur. Bence..

    • Ufuk Erdoğmuş:

      Yorumlarınızı uzattıkça tartışmaların odağı kayıyor. Aynı yorumu 5 cümleyle de yapabilirdiniz bence.

      Bunun dışında, Kılıçdaroğlu Erdoğan’ın açıklamasına gönderme yapıyor, ama ona cevap vermiyor. Arada fark var. Kılıçdaroğlu’nun söylediklerinin İsrail’le yakından uzaktan alakası yok. İşte bu, Erdoğan’ın yıllardır Baykal’a karşı sıkça yaptığı şeydi. Bugün ise Kılıçdaroğlu Erdoğan’a karşı yapmaya başladı.

      Pek yakında bu tür atışmaları iyice zırvalama boyutunda izleriz.

  • mementomori:

    yine söylemeden edemicem Suat Kılıç’ın mecliste bir konuşmasında Kamer Gençin konuşmalarıyla ve suçlamalarıyla ilgili Mevlana’nın “her lafa verilecek bir cevabımız var ancak önce lafa bakarız laf mı diye, sonra söyleyene bakarız adam mı diye?” dediğini duymuştum. Bence Başbakan da bu felsefeyi gütmektedir. Memleket bütün Dünyada gündeme gelen uluslararası bir sorunla boğuşurken Başbakanın bu meseleye cevap vermeye vakit ayıracağını hiç düşünmemiştim ki yalnızca tek cümleyle cevap vermekle yetindi.
    Ya da şöyle de düşünebiliriz Başbakan, Kılıçdaroğlu kendisine Recep Bey diye seslenince kaale almadı, Kılıçdaroğlu Başbakanın tepkisini çekebilmek için bu sefer böyle bir söylemde bulundu ama Başbakan yine kendisini kaale almadı. Sanırım Kılıçdaroğlu’na en güzel dersi kendisini muhattap almamakla veriyor Başbakan.

    • Ufuk Erdoğmuş:

      Bu işe “bence”, “sence” diye olmayan bahsi geçmeyen varsayımlarla bakarsak fikir tartışan gözlemci bireyler değil, futbol maçı izleyen taraftarlara döneriz.

      Herkes her konuda farklı bir taraftır. Ben şahsen yorum yaparken tarafsız olmaya çalışıyorum.

  • mementomori:

    http://www.samanyoluhaber.com/h_422613_bulent-arinc-cok-sert-cikti.html
    bu da bülent arınç’ın baştan sona cevabı. merak edenler için paylaşmakta fayda gördüm.

  • EMRE CEMİL AYVALI:

    Görmek istenildiği gibi yazılmış bana kalırsa. Argumanlar cok zayıf bu kadar basit cevaplardan veya basit bir söze cevap gelmedi diye CHP de muhalefette değişim cok cıddı goze carpıyor demek bana avuntu gıbı geldi.

    • Ufuk Erdoğmuş:

      “Görmek istenildiği gibi yazılmış” olması için yazının yazarının “taraflı” olması gerekir. CHP babamın dükkanı değil. Kendimce tarafsız ürettiğim bu yorumları “taraflı” varsayan yaklaşım “görmek istediği gibi yorumluyor” olmasın bu yazıyı?

  • Göksenin Seyhan:

    Ufukcum guzel yazmıssın. Senelerdir Baykal ın atıllığı yüzünden kaybedilen oyları toplamaya başladı CHP Kılıçdaroğlu sayesinde. Halkın, emekçinin sevgilisi olan merhum “Karaoğlan” ın izinden gideceğini kafasına taktığı şapkasıyla, halkın içinden biri gibi “Recep Bey” söylemiyle,  buradan destek geleceğini de Rahşan Ecevit in katılımıyla göstermiş oldu. CHP, Baykalın döneminde çok da başarılı olamayan Anti AKP propogandalarını bırakıp, HALK partisi olduğunu tekrar hatırlatmaya çalıştı Kılıçdaroğlu, ve bence çok da başarılı oldu genel başkanlığa geldiği kısa süre içerisinde. CHP salvolarla AKP nin egemenliğini sarsmaya başlamışken, Mavi Marmara olayı patladı.
    Şimdi düşünmek lazım biraz. Bülent Arınç henüz RTE Güney Amerikadayken yaptığı basın toplantısında, 3 4 kere İHH nın hükümetle bir alakası olmadığını vurgulamıştır. Burası başlı başına derin bir mevzu, ama esas konuda kalalım. Başbakan ertesi gün yaptığı konuşmada “Zulmün karşısında” olacaklarını, “Gazze halkının destekçisi” olacaklarını, haksız ambargoyu deleceklerini, Türkün kanının yerde bırakmayacaklarını söylemiştir. Kimse karşı çıkamaz ki, RTE çok iyi bir hatiptir ve tabi ki de her türlü durumu kendi lehine çevirmek isteyecektir. Bence RTE Mavi Marmaranın ertesi günü yaptığı konuşmayla Kılıçdaroğlu geldiğinden beri kaybettiği oyların fazlasını geri kazanmıştır. O günden sonra da insanlar sokaklara döküldükçe(ki şehit cenazelerinde dahi güvenlik güçlerinin müdahele ettiği güzide ülkemizde bu topluluklarda bir tane olay çıkmadı ne hikmetse)RTE söylemlerini keskinleştirdi. Bu işi alenen “propoganda” ya dökmeye başladığı anda da Kılıçdaroğlundan “Çalmayacaksın, Yalan söylemeyeceksin” diye tepki geldi. Çok yerindeydi bence bu tepki ve AKP genel olarak “muhattap almıyoruz”, “sen yenisin, kimsin sen” diye görünmeye çalışsa da gerildiklerini görüyorum. Yıllaaaaar sonra, muhalefet iktidarı rahatsız edebilmeye başladı.
    Kılıçdaroğlu doğru hareket ediyor şu ana kadar bence. AKP yi de sarsar, sarsmaya devam eder.

  • mementomori:

    sanırım senelerdir öyle bir kurtarılmayı bekliyorsunuz ki içine düştüğünüz DENİZ sizi YILAN’a sarılmaya mecbur etti.  Bence her sakallıyı dedeniz her kasketliyi de ecevit sanmayın.
    Bence düşünmeye  başlayın ama olaya kaldığı yerden devam etmeyin bir bütün olarak ele alın. KAset olayının çıkması, genel başkanın değişmesi, luslararası sularda Türk vatandaşlarının öldürülüp hükümetin savaş naraları atmasının istenmesi küresel bir oyundur. Sizler ve İsrail ve kimliği belirsiz dış güçler el ele verip hükümeti alaşağı etmek istedikçe benim hükümete olan güvenim artıyor. Ne de olsa meyve veren ağaç taşlanır.
    Açıkçası Kılıçdaroğlu’nun ilk koltuğa oturduğu günden beri saltanatının en fazla 5-6 ay sürebileceğine inanıyorum. Kendisiyle ilgili bir ayzıda yazmıştım zaten ilk zamanlarda.  Kendisi de durumun  farkında olduğu için manşatelerde kalabilmek adına elinden geleni yapıyor.
    Başbakan için alenen “popagandaya döktüğü.. diye başladığınız cümle bence haksız ve yersiz bir cümledir. Bence siz sadece görmek istediğiniz gibi görüyorsunuz.
    Eğer haberleri ilgiyle takip ediyor olsaydınız Başbakan’ın halka;

    “İskenderun’daki hain saldırıyı bile barışın bir çağrısı olarak ifade edenler var. Biz özgürlük dedikçe terör örgütü silaha sarılmaktadır. Bu oyunu milletimizin iyi okumasını istiyorum. Cenazeler asla istismar alanı olamaz. Oradaki şehit senden slogan beklemez dua bekler. Terör bu milletin ortak sorunudur, siyasi malzeme yapılmamalı. Biz onlar sayesinde varız.”

    diye seslendiğini görebilirdiniz.
    ** Yahudilere kendi kitaplarında öldürmeyeceksin yazdığını hatırlatmak ne zamandan beri propaganda olmuştur. Kendi ülkesine saldırılan bir Başbakan olarak iki kelime söylemeye hakkı yok mudur? Hele Uluslararası bir mesele haline gelmişken bu durum…
    Bence Başbakan’ın İsrail’e seslenişine parazit yapan Sayın Kılıçdaroğlu propaganda ve oy yükseltme peşindedir. Zira son zamanlarda Küresel Ergenekon’un koltuğundan indirmeye çalıştığı Hükümet onların oyunlarına düşmemiş olgun davranmış  ve kendilerini hayal kırıklığına uğratmıştır. Kılıçdaroğlu ilgi toplamak için yeni malzemeler araya dursun Başbakan memleketin sorunlarını çözüme kavuşturmak için ol il senin bu il benim o memleket senin bu memeleket benim soluk almadan gezinmeye devam etsin.

    **Editör tarafından bu 2 sözcük çıkartılmıştır.

    • Ufuk Erdoğmuş:

      Kendi yazılarıma yorum yapmayı sevmememe rağmen üslubunuzla karşı konulması güç bir cevap verme ihtiyacı yayıyorsunuz.

      Tek cümleyle özetlersem;

      Her paragrafta karşınızdakilerin fikirleri hakkında sayısız varsayımlar yaparak, delilsiz ispatsız ve dayanaksız şekilde fikirleri eleştirmek, haklı olmak demek değildir.

      • mementomori:

        bence her ne kadar aksini ispatlamaya çalışsanıda büyük bit taraflı yaklaşım söz konusu sizde. Göksenin Seyhan nasıl kendinden emin bir üslüpla  yazdıysa ben de aynısını yapmakla yetindim. Ancak sizin burada kendisini sizinle aynı görüşte olduğu için onun üslübuna değil de benin üslubuma takılmanız idkkatimi çekti. Ben size ufak çapta bir analiz yapıcam katılık katılmamak size kalmış.
        Yazım için “Her paragrafta karşınızdakilerin fikirleri hakkında sayısız varsayımlar yaparak, delilsiz ispatsız ve dayanaksız şekilde fikirleri eleştirmek, haklı olmak demek değildir.” demişsiniz.
        İlk paragrafımda “sanırım senelerdir öyle bir kurtarılmayı bekliyorsunuz ki içine düştüğünüz DENİZ sizi YILAN’a sarılmaya mecbur etti.  Bence her sakallıyı dedeniz her kasketliyi de ecevit sanmayın.” yazarak arkadaşımızın kılıçdaroğlu’nu ecevit’e benzetmesine cevap verdim. Kılıçdaroğlu’nun Ecevit’e benziyeceğini ya da benzemeyeceğini zaman gösterir. Arkadaşın öznel düşüncesine kendi öznel düşüncemle cevap verdim.
        “Bence düşünmeye  başlayın ama olaya kaldığı yerden devam etmeyin bir bütün olarak ele alın. KAset olayının çıkması, genel başkanın değişmesi, luslararası sularda Türk vatandaşlarının öldürülüp hükümetin savaş naraları atmasının istenmesi küresel bir oyundur.” yazdığımda ise arkadaşın aksine Başbakan’ın bilinçli olarak bu oyuna girmediğini bazı güçler tarafından çekilmeye çalıştığını belirtmek istedim ki linkini vereceğim bazı yazılar beni destekliyor.
        http://www.stargazete.com/gazete/yazar/samil-tayyar/iki-baskinin-ortak-mesaji-266345.htm
        http://samanyoluhaber.com/h_421279_turkiyeye-operasyon-!.html
        ” Sizler ve İsrail ve kimliği belirsiz dış güçler el ele verip hükümeti alaşağı etmek istedikçe benim hükümete olan güvenim artıyor. Ne de olsa meyve veren ağaç taşlanır.
        Açıkçası Kılıçdaroğlu’nun ilk koltuğa oturduğu günden beri saltanatının en fazla 5-6 ay sürebileceğine inanıyorum. Kendisiyle ilgili bir ayzıda yazmıştım zaten ilk zamanlarda.  Kendisi de durumun  farkında olduğu için manşatelerde kalabilmek adına elinden geleni yapıyor.” diyerek mesele hakkında ne düşündüğü  belirttim ki ne düşündüğü mü söylemek sizin gibi benim de hakkım diye düşünüyorum.
         

        “Başbakan için alenen “popagandaya döktüğü.. diye başladığınız cümle bence haksız ve yersiz bir cümledir. Bence siz sadece görmek istediğiniz gibi görüyorsunuz. Eğer haberleri ilgiyle takip ediyor olsaydınız Başbakan’ın halka;
        “İskenderun’daki hain saldırıyı bile barışın bir çağrısı olarak ifade edenler var. Biz özgürlük dedikçe terör örgütü silaha sarılmaktadır. Bu oyunu milletimizin iyi okumasını istiyorum. Cenazeler asla istismar alanı olamaz. Oradaki şehit senden slogan beklemez dua bekler. Terör bu milletin ortak sorunudur, siyasi malzeme yapılmamalı. Biz onlar sayesinde varız.”” derken düşüncem konusunda yeterli delil verdiğime inanıyorum.
        “Yahudilere kendi kitaplarında öldürmeyeceksin yazdığını hatırlatmak ne zamandan beri propaganda olmuştur. Kendi ülkesine saldırılan bir Başbakan olarak iki kelime söylemeye hakkı yok mudur? Hele Uluslararası bir mesele haline gelmişken bu durum…” bu paragrafta mantığa aykırı bir cümle varsa söyleyebilirsiniz.
        “Bence Başbakan’ın İsrail’e seslenişine parazit yapan Sayın Kılıçdaroğlu propaganda ve oy yükseltme peşindedir. Zira son zamanlarda Küresel Ergenekon’un koltuğundan indirmeye çalıştığı Hükümet onların oyunlarına düşmemiş olgun davranmış  ve kendilerini hayal kırıklığına uğratmıştır. Kılıçdaroğlu ilgi toplamak için yeni malzemeler araya dursun Başbakan memleketin sorunlarını çözüme kavuşturmak için ol il senin bu il benim o memleket senin bu memeleket benim soluk almadan gezinmeye devam etsin.” ve son paragrafta da yine öznel düşüncemi paylaşarak oyuna kendi açımdan baktım. Sizin de kendi açınızdan baktığınız gibi.
        Herkesin Fikrinin farklı olduğunu kabul ettiğiniz için bu sienin adı fikir farkı konulduysa benim fikrimin farklılığı da saygı görmelidir bence. Ben en azından mesele de taraf olduğumu söyleyecek ve tarafımı savunacak cesartei gösterebiliyorum. yazdığım şeylerin bir çoğu teori safhasında ollduğu için kesin yargılara varma ya da delil gösterme girişiminde bulunmaktan çok fikir paylaşmayı tercih ediyorum.
        Bence siz de artık bit tarafta olduğunuzu kabul edin. Çünkü kaleminizden çıkan yazı kesinlikle tarafsız durmuyor.
        Ve rica ederim mantığa aykırı kurduğumu düşündüğünüz cümleler varsa onları söyleyin tartışalım. yoksa yarım sayfa yazıma ;
        “Kendi yazılarıma yorum yapmayı sevmememe rağmen üslubunuzla karşı konulması güç bir cevap verme ihtiyacı yayıyorsunuz.

        Tek cümleyle özetlersem;
        Her paragrafta karşınızdakilerin fikirleri hakkında sayısız varsayımlar yaparak, delilsiz ispatsız ve dayanaksız şekilde fikirleri eleştirmek, haklı olmak demek değildir.”
        diyerek yaptığınız yorum hem beni ciddiye almadığınızı hem de verecek cevabınız olmadığı için kaçmayı tercih ettiğinizi düşündürüyor bana.

         

    • Ufuk Erdoğmuş:

      “Her paragrafta karşınızdakilerin fikirleri hakkında sayısız varsayımlar yaparak, delilsiz ispatsız ve dayanaksız şekilde fikirleri eleştirmek” derken kastettiğim şeyi açıklığa kavuşturayım. Bakın sizin cümleleriniz:

      1. “sanırım senelerdir öyle bir kurtarılmayı bekliyorsunuz…”
      2. “Bence her sakallıyı dedeniz her kasketliyi de ecevit sanmayın.”
      3. “Bence düşünmeye  başlayın ama olaya kaldığı yerden devam etmeyin bir bütün olarak ele alın.”
      4. “Ne de olsa meyve veren ağaç taşlanır.”
      5. “Bence siz sadece görmek istediğiniz gibi görüyorsunuz.”
      6. “Eğer haberleri ilgiyle takip ediyor olsaydınız…”

      6 paragraflık yorumunuzda (ki neredeyse benim yazımın tümü kadar) 6 defa karşınızdakine (ben, diğer yorum yapan arkadaşlar, kimse artık) varsayımlar üzerine ithamda bulunmuşsunuz. Benim bahsettiğim ispatsız, desteksiz varsayımlar bunlardır. Bunların dışında fikirlerle ilgili bir şey söylemek istemedim. Yanlış anlaşılmışsa affola.

      Amaç fikirleri tartışmak. Benim senin onun tarafını bilmemize, tahmin etmemize gerek yok. Ben gözlemimi yazdım. 2 cümleyle katılmadığını belirtip neden katılmadığını eklemek yeterli olacaktır. Bu aramızdaki özel yazışmayı da uzatmaya gerek yok. Uzadıkça fikirlerden çıkıp, kişilere doğru kısırlaşıyor.

      • mementomori:

        ben sadece arkadaş hakkında ne düşündüğümü açıkça yazdım. Saygısızlık yaptığımı düşünmüyorum. yazdığınız maddelerin hiç biri de ispat gerektirecek cümleler değil. Nesnel cümleler ispat gerektirir.(ki o cümleleri de açıklardım ama daha uzun yazılar yazarak sizi üzmek istemiyorum. meseleyi kişiselleştirmememi rica ettiğiniz için) İnsanların Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakan’ı hakkında rahatça atıp tutabilme hakkı varsa  benim de onlar hakkın düşündüğümü söylemeye hakkım var.  ayrıca sizlerde Başbakan ve iktidar partisinin yönetimi hakkında “varsayıma dayalı ithamlarda” bulunuyorsunuz. o yüzden yaptığımda bir kusur bulamıyorum.

      • ender özen:

        sen öyle zannetmeye devam et insan için en azından dürüstlük yeter

    • Göksenin Seyhan:

      Hocam, senelerdir kurtarılmayı beklediğimiz doğrudur. Çok yazıldı çizildi, burada tam olarak neden kurtarılmak istediğimizi tekrar etmemin bir anlamı yok. Apolitik bir insanım, dolayısıyla birilerine koru korune baglanmak gibi bir durumum yok. Birilerinden koru korune nefret etme tabiatım da bulunmuyor haliyle. Size de biraz objektif olmayı tavsiye ederim.
      Basbakanın sadece yaptıgı konusmaları dikkate alırsanız etkilenmemek mümkün değil, bence kendisi Türkiye de yasayan en iyi hatiptir. Fakat biraz da aksiyon gormek lazım. Sehitlerin slogana ihtiyacı yok elbet. Sehitlerin DUALARA da ihtiyacı yok. Sehit ailelerinin EVLATLARINA ihtiyacı var ama. O sloganlar daha cok aile evlat acısı cekmeden “Dagdan inen teroristleri krallar gibi karsılamayan” bir hukumet istendigi icin atılıyor.
      Basbakan bugune kadar il il dolasıp milletin hangi sorunun cozmus bir anlatır mısınız? Sehit olan asker ve aileleri millet degil midir? Madende can veren isci millet degil midir? Tersanede olenler millet degil midir? Ananı da al git dedigi ciftcinin annesi millet degil midir? Emekliler millet degil midir?
      Bence soylemek istediginiz “Basbakan il il dolasıp ümmetin sorunlarını cozume kavusturmustur”. Iste bunu deseydiniz, katılırdım size.

  • Oguz OZTURK:

    Ben Kılıçdaroğlu’nun bu tutumunu doğru bulmuyorum açıkçası. Kılıçdaroğlu halkın bir bölümünün sevgisini sakin tavırlarıyla, belgeli ve kanıtlı olarak yanlışlıkların üstüne gitmesiyle ve AKP tarafındaki bir çok kişinin yaptığı yanlışları halkın gözünün önüne sermesiyle kazanmış bir kişidir. Bir çok kişiyi bu belgelerle yerinden ettiğini de unutmayalım tabii.
    Ama genel başkan olmak tabii ki milletvekili olmaktan farklıdır. Bence Kılıçdaroğlu çizgisini bozmamalı, bağırmamalı, tahrik etmemeli, gereksiz atışmalara girmemelidir, dayılanmamalıdır. Çünkü zaten insanların Tayyip Erdoğan’dan farklı bulduğu, sağ duyulu tavır budur. Ortamı germek, insanları tahrik etmek, laf atıp dayılanmak Erdoğan’ın işidir, ve bu işi de en iyi o yaptığı için hala yerindedir. Kılıçdaroğlu bu oyuna girerse Tayyip Erdoğan yine galip çıkar. Kılıçdaoğlu’nun yapacağı belgeleriyle, kanıtlarıyla, ve artık çözümleriyle (ki esas istenilen budur) AKP’nin yanlış yönetimini ve hırsızlıklarını gözler önüne sermektir. Şu anda Türkiye ve Ortadoğu’da ihtiyaç duyulan sakinlik, barış ve huzura da ancak ayrımcı, ayrıştırıcı değil sakin ve toparlayıcı bir liderle ulaşılabileceğini düşünüyorum.

  • mementomori:

    Oğuz Öztürk “Ak Parti’nin yanlış yönetmini ve hırsızlıklarını”  bize anlatabilir misiniz. Ama lütfen birinci dereceden ispatlı ve delilli olsun. Çünkü yazar Ufuk BEy de gördüğüm kadarıyla ıspat konusunda hassas bir kimse ve eminim o da ispat görmek isteyecektir.
    Bense şahsen bir insanın bir işi yaptığını hele hırsızlık gibi bir işi yaptığını kendi gözlerimle görmedikçe ya da çok kesin bir şekilde bana ıspatlanmadığı sürece bu konuda yorum yapmam. Çünkü iftira atmak hırsızlık yapmak kadar kul hakkına girmektir. ve ödemesi çok çok çok zor bir kefalettir insanın boynunda. O yüzden sizin bu kesin konuşmalarınızın neye dayandığını çok merak ettim doğrusu.
    “Şu anda Türkiye ve Ortadoğu’da ihtiyaç duyulan sakinlik, barış ve huzura da ancak ayrımcı, ayrıştırıcı değil sakin ve toparlayıcı bir liderle ulaşılabileceğini düşünüyorum.” katılıyorum bu cümlenize ki zaten o kişi zaten şu anda Başbakan olduğu için Ortadaoğuda çözüme yakın zamanda kavuşulacağına inanıyorum.

  • Oguz OZTURK:


    Hırsızlıklardan birkaç tanesini hemen yazayım. Dahası da var ama kalabalık etmeye gerek yok.
    AK Parti’den ilk yolsuzluk istifası Şaban Dişli ile geldi
    http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=105352
    AK Parti’de Fırat istifa etti
    http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/465175.asp
    AKP’li vekil partisindeki yolsuzluğu anlattı
    http://www.haberpan.com/akpli-vekil-partisindeki-yolsuzlugu-anlatti-haberi/
    AB raporunda Türkiye’de yolsuzluğun yaygınlığını koruduğu tespit edildi.
    http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/464879.asp
    Kemal Unakıtan halen dokunulmaz olduğu için henüz bir karar çıkmamıştır ama yaptıklarını merak edenler buralara bakabilir.
    http://www9.gazetevatan.com/unakitanlarin-isleri-tikirinda/309773/2/Manset
    http://w9.gazetevatan.com/Unakitanin_ticari_basarisi_Harvardda_ders_olur/250161/1/Manset
     

Bir Cevap Yazın