Unuttun mu?
Aramıza katılmak için kayıt yaptıktan sonra iletisim @ fikir farki .com adresine bildirin.
Yazar Girişi

Dünyadaki AYM Örnekleri Statükocuların Dünyalılaşmasına Vesile Olur mu?

“Neyi Oylayacağız” başlıklı önceki yazımda, Türkiye’nin 12 Eylül referandum günü “AK Parti’yi değil statükoyu ve onun faşizan hukuk anlayışını” oylayacağını yazmıştım. Elbette bu yorumumu anayasa değişiklik paketinin içeriğine ve esasındaki değişmelere bakarak yapmıştım.

Bu söylem “mevcut düzeni” yani 1982 darbe anayasasını ve onun vesayetçi yargısal düzenini koruma meraklılarını oldukça rahatsız etti.

Öyle ki “darbe anayasasını oyluyoruz” gibi söylemlerin arkasına saklanarak antidemokratik olan bu değişikliğinin içeriğine bakılmadığından dert yananlar oldu. Hatta ilginç bir şekilde bu paketin “1982 darbe anayasasının uzantısı olduğunu” iddia edenler oldu. Bunların yanı sıra klişeleşmiş “AKP kendi yargısını oluşturmaya çalışıyor, HSYK ve AYM’yi vesayet altına almaya çalışıyor” gibi söylemlerde mevcut.

Elbette darbe anayasasını oyluyoruz. Bu benim gibi demokrasiyi benimsemiş çoğu insanın paketin içeriğine bakarak çıkardığı yorum.

Ne bir kılıf, ne bir istismar. Buz gibi bir gerçek.

İsterseniz dünyanın ileri gelen ülkelerini de referans alarak vardığımız bu sonucun nedenlerini inceleyelim ve kafalardaki korku bulutlarını dağıtmaya çalışalım.

Şüphesiz paketle ilgili varolan en önemli tartışma HSYK ve Anayasa Mahkemesi’nin yapısına yönelik değişiklik.  Bu yazımda, HSYK’yla ilgili analizimi öteki yazıma bırakarak, AYM’nin yapısına yönelik değişikliği dünyadan örneklerle kıyas edeceğim. Belki ülkesine ve halkına güvenmeyenler bu referanslarla ideal olanı öğrenmeye başlarlar. Belki de bu değişiklik paketinin 1982 darbe anayasasının uzantısı olduğunu söylemekten vazgeçmekle beraber ne kadar da dünyalılaştığımızı ve normalleşme sürecine girdiğimizi anlamaya başlarlar.

Anayasa Mahkemesi’nin yapısına yönelik değişiklik:

Bu paketle “Mahkemenin 11 olan asil üye sayısı 19’a çıkacak. 3 üyeyi TBMM, 16 üyeyi ise cumhurbaşkanı seçecek.”

Mevcut anayasada, AYM’ye seçilen üyelerin görev süresi emeklilik yaşları geldiğinde yani 65 yaşında biterken, bu değişiklikle beraber yeni üyelerin görev süresi 12 yıla düşürülecek. Her üye ancak bir kereliğine seçilebilme hakkına sahip olacak.

Mevcut sistemde Cumhurbaşkanın görev süresi 5 yıl olmasına rağmen ne yazık ki atadığı kişinin görev süresi emekli oluncaya kadar. Bu da 5 yılda bir tecelli eden halkın iradesinin AYM’ye yansımamasına neden oluyor. Oysaki ülkemizin en üst karar mercilerinden biri olan Anayasa Mahkemesi’nde, hiç şüphe yok ki halkın iradesinin de tecelli etmesi gerekir.

Bu değişiklik Türkiye’de bir görüşün saltanat sürmesinin önüne geçerek, Türkiye’nin değişen dünya düzenine uyum sağlamasını kolaylaştıracaktır. Anayasa Mahkemesi üyelerinin mevcut sistemde kim tarafından atandığına bakarak, hangi üyenin, hangi yönde karar alacağı çok aşikâr. Yeni paketle beraber Mahkemenin güven vermeyen bu yapısının sürekli değişimi sağlanarak daha objektif, daha mantıklı, Türkiye gerçeklerini gözeterek karar alması sağlanacak.

Peki, dünyanın ileri gelen ülkelerinde durum nasıl?

Fransa

Türkiye’nin devlet sistemini örnek aldığı Fransa’ya baktığımızda, Anayasa Mahkemesi’nde hâkim sayısı 9, Eski Cumhurbaşkanları da dilerlerse mahkemenin doğal üyesi olabiliyorlar. Üyeler 9 yıl görevde kalıyor ve bir defa seçilen üye tekrar seçilemiyor.

Fransız Anayasa Konseyi’ne üye atanmanın eğitim, meslek gibi koşulları yok. Üye seçimi üç yılda bir tekrarlanıyor. Üyelerin üçte biri yenileniyor.

Üyelerin üçü Cumhurbaşkanı, üçü parlamento, üçü de Senato Başkanı tarafından atanıyor. Fransa’da geleneksel olarak Cumhurbaşkanı, parlamento başkanı ya da Senato Başkanı kendisine yakın kişileri Anayasa Konseyi’ne üye olarak atayabiliyor.

Almanya

İki ayrı senatodan oluşuyor. 8′er hâkimden 16  hâkimi var. Alman Anayasası’nın 94. maddesine göre bu hâkimlerin seçimini federal parlamento ve eyalet meclisi yapıyor.

İspanya

12 üyenin 4′ünü Kongre, 4′ünü Senato, 2′sini hükümet, 2′sini Yargı Genel Kurulu (Bizdeki HSYK) seçiyor.

İtalya

 15 üyesi var. Parlamento 5′ini, cumhurbaşkanı 5′ini, Temyiz Mahkemesi 3′ünü, Danıştay 1′ini, Sayıştay 1′ini seçiyor.

Rusya

19 üyenin tamamı cumhurbaşkanı tarafından seçiliyor.

Örnekler çoğaltılabilir. Romanya, Macaristan, Polonya, Portekiz hepsinde durum aynı.

Bu ülkelerin hiçbirinde, kısmen veya doğrudan hükümetin atadığı üyeler olsa dahi muhalefet, iktidarı Anayasa Mahkemesi’ni ele geçirmekle suçlamıyor. Çünkü özellikle Anayasa Mahkemesi’nde, demokrasinin daha sağlıklı işleyebilmesi için toplumun bütün eğilimlerinin temsil edilmesine dikkat ediliyor. Bizde ise, statüko hükümranlığı sürsün kavgası var.

Yazımı Anayasa hukukçusu Serap Yazıcı’nın sözleriyle özetlemek herhalde en güzeli olur. “Batı’da, Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev süresi 9 ya da 12 yıl ile sınırlanıyor. Bunun maksadı, toplumda değişen eğilimlerin mahkemede de yer bulmasını temin etmek. Demos Kratos ve cumhuriyet, halkın, cumhurun yönetimi demek. Ama bizdeki uygulamada, halka güvenmiyorsunuz; Yasama Organı’na da güvenmiyorsunuz. Hatta zaman zaman halkı tehdit gibi görüyorsunuz.”

Not: Bir sonraki yazıda HSYK’nın yapısındaki değişikliği, dünyanın ileri gelen ülkelerindeki HSYK ve benzeri kurumların yapılarını işleyeceğim.

Yazar:

“Dünyadaki AYM Örnekleri Statükocuların Dünyalılaşmasına Vesile Olur mu?” için 7 yorum yapılmış

  • Alper K.:

    Ah şu bir sürü ülkeyi sıralayıp örnek göstermek  yok mu..   Krallıklardan bile örnek verilmiş.. Örnek gösterilen ülkelerin iç işlerini, dış ilişkilerini,  devlet yapılarını, dinlerini, siyasi partilerinin ve siyasetçilerinin geçmişlerini,  geçirdikleri ani değişimleri bilmeden “herhangi bir konuda”  yapılacak tüm karşılaştırmalar hep alakasız kalacaktır..

  • darkeverest:

    Oysaki ülkemizin en üst karar mercilerinden biri olan Anayasa Mahkemesi’nde, hiç şüphe yok ki halkın iradesinin de tecelli etmesi gerekir.”
    “Bunun maksadı, toplumda değişen eğilimlerin mahkemede de yer bulmasını temin etmek.”
    Ve işte AKP’nin amacını açık ve net bir şekilde ortaya koyduğunuz için teşekkür ediyorum.  Yani AKP’nin iktidar gücünü AYM yansıtması doğru bi şey olacak ve artık statükoculara dur denecektir diyorsunuz. Yani açık ve net bir şekilde diyorsunuz ki:”ANAYASAYI ve CUMHURİYETİ korumakla yükümlü AYM artık AKP’nin eline geçecek ve  bunu kendi amaçları için kullanacaktır diyorsunuz. İçinizdeki  iktidar gücü hevesli sesi demokrasi ayakları ile bile bastıramamışsınız.
     
    Ayrıca bu göz boyamayı da bırakın. Yani bu değişiklik olmazsa ,yani şu anki durumda, AYM üyeleri UZAYDAN mı geldi? Onları sadece AKP’nin hareketlerini uygun bulmadıkları için için STATÜKOCU olarak değerlendiremezsiniz.
    Beni ve yine referandumda HAYIR diyecek olanları  STATÜKOCU diye değerlendirebilirsiniz. ANAYASA SİZİN GİBİLERİN OYUNCAĞI OLMAYACAKTIR.
    Hepinize AKP’li bütün milletvekillerinin teker teker işledikleri yolsuzluk suçlarından dolayı mahkemelerde yargılanacağı güzel günler dilerim.
    Ayrıca 1 gram eleştiri içermeyen yazılarınız da sadece birer propaganda broşürü olmaktan öteye geçemiyor. Yazınızda halk düşmanlığı, faşizm ve statükocular kelimelerini uygun yerlere serpiştirerek amacınız için uygun tadı yakalamışsınız.

  • Rıdvan KARA:

    Gözlerimizi ve İdrakimizi Egolarımıza Mahkum Etmek Ne Kadar Büyük Bir Cahilliktir Acaba ?

  • [...] HSYK’nın Yapısına İlişkin dünyadan Örnekler (AYM’ye ilişkin örnekler bir önceki yazımda mevcuttur. Bkz: Dünyadaki AYM örnekleri statükocuların dünyalılaşmasına vesile olur mu?) [...]

  • Ufuk Erdoğmuş:

    İleri gelen ülkelerden örnek verirken ezbere batıyı ileri sanmak, Avrupa’yı ileri sanmak pek büyük bir gaflettir.

    İtalya, İspanya, Yunanistan ekonomik olarak sefil durumda;

    İtalya, Rusya, örnekler arasında olduğu için söylüyorum demokrasi olarak sefil durumda;

    Biz ise her zamanki batı hayranlığını, onlar ne yaptıysa doğrudur veya Egemen Bağış’ın tabiriyle “Avrupa bizim diyetisyenimizdir, siz doğrusunu biliyor bize söylüyorsunuz” demek çok vahim.

    İçerik hakkında da kısa bir yorumla güçler ayrılığını korumak için Yargıya seçilmişlerin atama yapmasının bir sınırı olması gerektiğini düşünüyorum. Fakat (popüler tabirle) statükolaşmanın önüne geçmek için de yargının görev süresi kısaltılmalı. Bu fikirleri de batıya, doğuya falan bakmaya gerek duymadan kendi iç dengeleremizi düşünerek bile söyleyebiliyorum.

  • Emre Cemil Ayvalı:

    Karsı cıktıgın yerı soylermısın? nerede sıkıntı var. bu ulke medenı hukukunu ceza hukukunu bilmem ne hukukunu begenmedıgınız bu ulkelerden aldı. fransa almanya isvec kıme bakarsan bak hepsı mı hatalı. bu ulkelerı es gecmeyelım. ben hemeen hemen butun ulkelerı ornek verıyorum.

  • [...] içerik konusuna. Sıkça başvurulan yöntemleri iyi yansıtması bakımından “dunya’daki-aym-ornekleri-statukocularin-dunyalilasmasina-vesile-olur-mu” ve “neye-hayir-dediginin-farkinda-misin” isimli yazıları referans alalım. [...]

Bir Cevap Yazın