Depremde Beklenen Ölü Sayısı

- Image via Wikipedia
Elizığ’da gerçekleşen depremden sonra hep unuttuğumuz deprem gerçeği bir kez daha su yüzüne çıktı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş depremde beklenen ölü sayısını 30 bin olarak açıkladı. İstanbul’ da tarihte kayıtlı üç büyük deprem, sırasıyla 1263, 1509 ve 1766 (yaklaşık 250 yılda bir) yıllarında yaşandı ve ölü sayısı %3 ile %1.5 arasında değişti. Bugünkü tahminler de hemen hemen %3 civarında kişinin hayatını kaybedeceği yönünde.
Değişik makaleler ve kaynaklar, İstanbul’ u dünyada en riskli şehirlerden birisi olarak göstermekte (1, 2, 3…) iken her şeyi görmezden gelebilmemiz gerçekten şaşırtıcı. Depremin ardında bırakacağı 30 bin civarı ölü ve 120 bin civarı yaralının yanı sıra Türkiye ekonomisinin de çok büyük darbeler alacağı muhakkak. Bir an önce Türkiye ajandasına bu gerçeği almalı ve teknolojinin de yardımıyla can kaybı oranını muhakkak 1509 veya 1766 depremlerinin altına çekmeyi başarmalıdır. Yoksa geçen asırlara rağmen kendimizi geliştirememenin bedelini çok ağır ödeyebiliriz. Ve o zaman 29 Mart belediye seçimlerinde bu konuyu konuşmaya bile değer görmeyen başkan adaylarına tepki vermek için geç kalınmış olabilir.

![Reblog this post [with Zemanta]](http://img.zemanta.com/reblog_e.png?x-id=e96caca6-71d0-4c20-b6ac-31e1ee3f470d)


Deprem degil beton oldurur!
1509 ve 1766 yillarina gore hemen hemen ayni oranda olum bekleniyor olmasina sasirmadim. Acikcasi ben daha kotumserim bu konuda.
Sanayi devrimi oncesi Istanbul nufusunun cogunlugu Halic bolgesinde 2 veya 3 katli mustakil ahsap konutlarda yasiyordu. Ahsabin hafif ve esnek bir malzeme oldugu dusunulurse, depreme karsi seri uretim kalitesiz hantal ve yuksek betonarme binalara gore daha dayanikli oldugunu rahatca gorebiliriz. Ayrica eski sehir yerlesimleri de yapay dolgu zeminlerden cok sert kayalik zeminlerdeydi.
Teknolojik ilerlemelerin insan omrunu uzatmaya yonelik degil, bireylere daha cok para kazanmaya yonelik oldugunun bir kaniti daha…
Şili 50 yıl önce geçirdiği (9.5 Rihter) depremden ders almış olacak ki (8.8 Rihter) depreminde ölü sayısı çok düşüktü. Yine aynı şekilde Japonya’ da şu anda yüksek teknoloji kullanılarak inşa edilmiş şehirlerde ölü sayısı beklentileri %1 ‘in altındadır. İstanbul’un nüfusu da düşünüldüğünde %1 bile korkutucu bir orandır.
Öte yandan, bugün geliştirilen yapı standartlarına uyularak yapılan yüksek betonerme binalar çok rahatlıkla içerisinden insanların sağ çıkmasını garanti edeblecek şekilde dizayn edilmektedir. Koyulan güvenlik faktörleri o kadar fazladır ki, insan bazen o binaların nasıl yıkılabildiğine şaşırır. Bu nedenle, bana kalırsa teknolojik ilerleme insan ömrünü uzatır işin içinde malzemeden çalma heveslileri veya eğitimsiz işçiler gibi faktörler olmasa…
Ve de teknoloji doğru kullanması sağlamak için eğitilmiş insanların denetiminde olsa…
Soru şu ki; şu an yeni inşaa edilen binalarda uygulanan denetimler, 80′lerdeki betonarme apartman patlamasında yapılan kalitesiz bina yığınları için bir çözüm sağlayamıyor. İstanbulluların büyük bir kısmı bu tip bir apartman dairesinde yaşıyor.
Yanlış anlaşılmasın betonarmeye ya da diğer ileri teknoloji inşaat sistemlerine karşı değilim. Anlatmak istediğim, şu an içinde yaşadığımız yapılı çevrenin, sanayi öncesi kent ile kıyaslandığında çok ciddi bir baştansavmalıkta olduğuydu. Hele kıyasladığımız tarih 300 yıl öncesi olunca durum daha da acaipleşiyor.
İran’da beklenen depremle ilgili güzel bi yazı.
http://www.slate.com/id/2246332/
Herhalde inşaat mühendisliğinin siyasetle en çok ilgili alanı deprem. Değişmez kural olarak felaketin etkisi fakirlikle doğru orantılı çünkü. Öncelikle depremin doğal bir felaketten çok sosyal bir felaket olduğunu kabul etmek gerek.
Bence Türkiye’deki önemli sorunlardan biri ileri teknolojinin kullanılmamasından çok anlık ya da kısa süreli çözümlere yönelinmesi. Sadece deprem konusunda değil,karşılaşılan bir çok sorunda 1 sonraki adım düşünülüyor sadece.Uzun vadeli planlar ya ekonomik ya da siyasi sebeplerle göz ardı ediliyor. Kafası çalışan insanlara,yetişen mühendislere akıl sormak yerine ceplerini nasıl dolduracaklarını düşünüyor yetkililer.