Demokratikleşiyoruz

- Image by rayand via Flickr
AKP bir sonraki genel seçimlerde tek parti olarak iktidar olamama ihtimalinin farkında. Bu nedenle değişim için demokrasinin olmazsa olmazı tartışma, uzlaşma, danışma gibi unsurlar bir süre askıya alınmış gibi. Her şey hızlı halledilmeye çalışıyor. Bu alt yapısı zayıf denemelerden bir tanesi demokratik açılım sürecinde gözlemlendi. Hızla ve heyecanla başlanan açılım süreci bugün nerdeyse durma noktasına geldi, keşke daha fazla insanın katılımı ile bu yola çıkılsaydı ve sonuç alınabilseydi.
Yeni gelen anayasa paketinde tartışılacak başlıklar muhakkak olacaktır. Ama yine tartışma gerekli merciler tarafından yeterince yapılmamış olacağından halkta bir gerginlik ve tedirginlik oluşturacağını öngörmek zor değil. En çok tartışılacak konuların başında yargı reformu (1-2) gelecek gibi. Özellikle de yürütmenin, yargı elemanlarının seçimi konusunda etkin olması gibi bir yenilik mevcut iken bunun olmaması kaçınılmaz. Anayasa, şüphesiz ki düğmeye basılarak değiştirilecek bir hadise değildir. Bunu bu yolla yapmaya çalışmak daha çok insanı tedirgin etmekten başka bir işe yaramayacaktır. Bugün 1982′deki anayasa oylaması için hayır oyu kullanmış kişilerde bile, yeni anayasa düzenlemelerine karşı tedirginlik oluşmasının başlıca nedeni budur. Bu önemli süreçte elbette ki HSYK’nın da görüşleri alınmalıdır. Bu sadece iktidarın değil, sadece muhalefetin de değil, belki de sivil toplum örgütlerinin de içine sinecek şekilde olmalıdır. Hazırlanmış bir anayasa metnini muhalefete ve diğer kurumlara sunmak yetersiz bulunabilir ve demokrasi ahlakımızı sorgulamak zorunda kalabiliriz. Kişi hak ve özgürlüklerinin de tanımlandığı bu belge, sadece meclisin oylamaya sunacağı ve geçireceği bir bütçe kanunu metni değildir. Bu noktada direnişin nedeni sadece değişime karşı olmaya bağlamamalı, değişimin niteliğinin de önemseniyor olmasına bağlanmalı belki de.
İlla ki bazı konularda hızlı adımlar atılmak isteniyorsa, anayasadan önce, samimi olarak demokratikleşmek adına yapılabilecek basit hareketler de vardır. Örneğin işçiler demokratik haklarını kullanıp eylem yaptığında onları “PKK“lı diyerek suçlayanlar istifa edebilir, örneğin öğrenciler ucuza seyehat etmek için bilet almadan otobüse binmek gibi bir eylem yaptığında onları anarşistlikle suçlayıp, hatları iptal eden belediye başkanı istifa edebilir, birisi çıkıp neden Türkiye’nin demokratikleşmek için uğraşırken internet düşmanı ülkeler listesinde “gözetim altında” kategorinde olduğunu ve dünya basın özgürlüğü listesinde Filipinler ve Bangledeş’i takip ederek ancak 122. sırada (kaynak: reporters without borders) kendisine yer bulabildiğini açıklayabilir. Bunları yapmak düğmeye basmak kadar kolaydır ama anayasa hazırlamak biraz daha komplike bir süreç olabilir. Ayrıca bu son paragraftaki sorunlar ortadayken yeni bir anayasamız var diye hemen Fransa olamayacağımız da aşikar. Önce Yunanistan olup, örgütlenmek lazım.
Tez zamanda demokratikleşmek dileğiyle…

![Reblog this post [with Zemanta]](http://img.zemanta.com/reblog_e.png?x-id=055c1575-8f86-449a-8b3b-5be8e6acea33)


Sık rastlayamadığım harfiyen katıldığım yazılardan birisi…
Bunu da bugün gördüm: http://www.haberturk.com/yasam/haber/501507-24-lise-ogrencisi-okuldan-atildi
Kürt açılımı arefesinde gelin bu işi beraber yapalım diyen iktidardaki partiye ortada fol yok yumurta yok önce ortaya birşeyler koyun ona göre konuşalım diyen çevreler ortaya birşey konulduğu zaman da bu dayatmadır diyor. Demekki bazen cidden ne yapsanız olmuyor.
Bazı örneklerde hakikaten böyle oldu ama bazı örneklerde de ortaya çook geniş terimlerle kulağa hoş gelen sözler kondu. Muhalefet zaten itiraz etmeye dünden razı şekilde o geniiş tanımın varsayımsal veya değil açıklanmayan parçalarına karşı çıktı. En azından açılım için ben bu şekilde hissettim aylar önceki gelişimi.
Bugün zaten açılım da ergenekona döndü. Herkes safını tuttu ne haber çıkarsa takım tutar gibi ezbere karşı çıkıyor ya da destek oluyor.
[...] hedef demokratikleşme ve yargı bağımsızlığı olarak etiketlendi iktidar tarafından. Demoratikleşiyoruz yazısında demokratikleşmekten bahsetmiştim ama kısaca tekrar etmek gerekirse baskı, sansür [...]